BANU GÜVEN
@banuguven
Hep aynı hikaye. Adam kadını ‘elde etmek’ için bin takla atar. Jestler, iddialı laflar, kendini adamış görünmeler. Kadının kalbini ve güvenini kazanır.
Sonra bağlılık ve itaat bekler. İktidarının sınırlarını geniş tutar.
Çok kırılgan bir hattır söz konusu olan. En ufak memnuniyetsizlikte kırılır ve o gedikten dışarıya şiddet püskürür. Bazen psikolojik şiddet söz konusudur, bazen de fiziksel. Ne yaptığı ortaya çıktığında, adam bahanelere sarılır.
Aynı müzisyen Sıla Gençoğlu’ya şiddet uygulayan oyuncu Ahmet Kural’ın yaptığı gibi: “… (T)artışmanın sebebi olan ve ağır tahrik içeren konu üzerinden başlayan yüksek sesli karşılıklı bu kırıcı tartışma esnasında yaşanan itişme sırasında bugüne konu olan olumsuz gelişmeler yaşandı.”
Magazin alemini takip etmediğimden adını ilk kez bu olayla duyduğum bu ‘artiz’ kişi, kendini alelacele kurtarmak için “Başta Sıla olmak üzere bütün kadınlardan özür dilerim” derken, bir taraftan da beceriksizce kurduğu eğreti cümlelerin satır aralarında kadını suçlamaktadır. Kadın tahrik etmiştir. Çok kırıcı davranmıştır, vs vs.
Adam kadını aslında ne kadar çok sevdiğini anlatarak sempati kazanmaya çalışır: “Sevdiğini gördüğünde gözleri parlamış bir insan olarak benden kötü şeyler işitmeyeceksiniz.”
Bu cümleyle sosyal medyada çok paylaşılan, sevdiğine aşkla baktığını iddia ettiği o fotoğrafa gönderme yapmaktadır. Ama aynı cümlenin alt metninde ‘kadının kötü şeyler yaptığı bilgisi’ de vardır: ”O gece, benimle paylaştığı şeyleri itidalli bir şekilde karşılayabilmeliydim. Herkesin ayıbı kendine diye düşünmeliydim… Konu canımı ne kadar acıtsa da, soğukkanlılıkla evim dahi olsa o ortamı terk etmeliydim.”
Adam burada da pişmanlık belirtir gibi yaparken, aslında kendisinin mağdur olduğunu iddia etmekte ve dövdüğü kadına hala laf geçirmeye çalışmaktadır.
Suçunu ayrıntılar üzerinden inkar etmeyi dener: “…45 dakika diye belirtilen süre, yerde sürükleme küfür ve hakaret, kül tablası fırlatma, tehdit, şantaj, alıkoyma gibi benim hakkımda iddia edilenler doğru değil.”
Bunlar hep itiraf
Ama bir taraftan da “İddia edilen olay sırasında sevdiğim kadınla yaşadığım itişme ve sonuçları da elbette bana yakışmadı” diyerek ‘kol tutma’dan daha fazlasını yaptığını itiraf etmektedir. Daha sonra TV’de ya da savcılıkta ne kadar inkar ederse etsin, Gençoğlu’nun avukatı Rezan Epözdemir’in söylediği gibi, suçunu ‘tevil yoluyla ikrar’ etmiştir bile.
Kural, Sıla Gençoğlu’nu yalancılıkla suçlayadursun, ‘Kadının beyanı esastır’ ve tanıklar da vardır. Komşusu Ahmet Kural’ın evinden gelen sesleri duyar ve bir arkadaşına WhatsApp’tan şu mesajı atar: “Ahmet Kural evinde bir kızı dövüyor. Çok kötü. Polise haber versek mi? Çok kötü dövüyor. Vallahi. Sesleri geliyor. Çok yakın ya.”
Gençoğlu, doktor raporu almaya gittiğinde, ‘tüm vücuduna, kafasına, kulaklarına, kollarına ve bacaklarına tekme ve yumruk darbeleri aldığını, yerde sürüklendiğini, darp sonrasında idrarından kan geldiğini’ söylemiştir.
Darp ölümle sonuçlanabilir
Fransa’nın en meşhur aktristlerinden Marie Trintignant 2003 yılında 41 yaşındayken sevgilisi tarafından dövüldü; kafatası kırıldı, komaya girdi ve öldü. Sevgilisi dünyaca ünlü Noir Desir grubunun solisti Bertrand Cantat’ydı. Trintignant hayatta olmadığı için olayın nasıl yaşandığını katilden dinlemek zorunda kaldık. Cantat, mahkemede Trintignant’ı çok sevdiğini, ama eski erkek arkadaşıyla görüşmesinden şikayetçi olunca Trintignant’ın çok sinirlenip ‘kontrolden çıktığını’ söyledi. “Ben de kontrolden çıktım. Ona dört tokat attım, ama o elimi asla kaldırmamalıydım. Orayı terk etmeliydim” dedi.
Tanıdık geldi, değil mi? Cantat sevgilisinin kazayla düşüp kafasını duvara çarptığını iddia etmişti.
Savcılık ise şunları tespit etti: Cantat Trintignant’a en az 19 kere yumruk atmıştı. Kafatasını kırmış, beyninde de hasar yaratmıştı. Ambulans geldiğinde Trintignant komadaydı, kurtarılamadı.
Sıradanlaştırma çabası
Herkes başa alınan tek darbenin bile hayati önemde sonuçları olabileceğini biliyor. Buna rağmen Ahmet Kural’ın avukatı Sibel Aydın, “Muayeneyi yapan doktor, hastanın genel durumunu ‘iyi’ olarak nitelemiş ve sadece yedi günlük bir rapor düzenlemiştir” diyerek olayı önemsizleştirmeye çalışıyor. Kural cenahından yapılan her açıklama hadiseyi daha da çirkinleştiriyor.
Bu çabaların karşısında üçüncü tarafların net tavır alması şart. Yapı Kredi’nin Kural’la reklam anlaşmasını hızla feshetmesi bu açıdan iyi bir başlangıç. Yargının vereceği ceza bir yana, bu aymazlığı ve küstahlığı yenmenin yolu buradan geçiyor.