2 Ekim’den beri ‘kayıp’ gazeteci Cemal Kaşıkçı’yı Suudi rejiminin hedefi haline gelmesinde Washington Post gazetesinde yayınlanan makalalerinin de etkisi bulunduğu düşünülüyor.
Peki neler söylüyordu Kaşıkçı bu yazılarda?
Washington Post, Kaşıkçı’nın ‘Suudi Arabistan’ın baskıcılığı katlanılmaz düzeyde… Suudi veliaht prensi aşırılıkçı diye yanlış insanları cezalandırıyor… Veliaht prens Putin gibi davranıyor… Veliaht Prens medya üzerindeki kontrolünü daha fazla sıkılaştırıyor’ gibi başlıklarla yazıları derledi.
O yazılardan bazı bölümler şöyle:
Suudi Arabistan’ın baskıcılığı katlanılmaz düzeyde – 18 Eylül 2017
Veliaht Prens Muhammed bin Selman iktidara geldiğinde sosyal ve ekonomik reform sözü vermişti. Ülkemizi daha açık ve hoşgörülü yapacağından bahsetmişti. Kadınların araba sürme yasağı gibi gelişmemizi durduran konulara eğileceğini vadetmişti.
Ancak, şu anda gördüğüm tek şey son tutuklama dalgası. Söylendiğine göre veliaht prensin tahta çıkışının hemen öncesinde yaklaşık 30 kişi derdest edilmiş. Tutuklananların bazıları benim çok iyi arkadaşım. Yapılan, ülkemin liderliğinin, karşıt fikirleri söylemeye cesaret eden entelektüelleri ve dini liderleri kamuoyu önünde küçük düşürmesi.
Birkaç yıl önce birçok arkadaşımın tutuklanması benim için çok acı vericiydi. Hiçbir şey söylemedim. Mesleğimi ve özgürlüğümü kaybetmek istemedim. Ailem için kaygılandım.
Şimdi farklı bir seçim yaptım. Evimi, ailemi ve mesleğimi bıraktım ve sesimi yükseltiyorum. Aksini yapmak, hapishanelerde can çekişenlere ihanet olurdu. Birçok kişi konuşamazken ben konuşabilirim. Bilmenizi istiyorum ki Suudi Arabistan her zaman şimdiki gibi değildi. Biz Suudiler daha iyisini hak ediyoruz.
Veliaht prens yanlış insanları cezalandırıyor – 31 Ekim 2017
Prens Muhammed aşırılıkçıların peşinde olmakta haklı. Ancak, yanlış insanların peşinde. Onlarca Suudi entelektüel, din adamı, gazeteci ve sosyal medya yıldızı son iki ayda tutuklandı. En kötü ihtimalle çoğu hükümeti nazikçe eleştirenler.
Ulemanın birçok üyesi aşırılıkçı fikirlere sahip. Mesela Prens Muhammed tarafından saygın addedilen Şeyh Salih el Favzan Suudi TV’de Şiilerin Müslüman olmadıklarını söyledi; muteber kişilerden Şeyh Salih El Luheydan da Müslüman bir hükümdarın diğer kişilere danışmakla bağlı olmadığı şeklinde hukuki bir tavsiye verdi.
Bu gibi aşırılıkçı görüşler hoşgörüyle karşılanırken biz daha nasıl ılımlı olabiliriz? Yapıcı geri bildirimler önerenlere ve (sıklıkla mizahi olan) muhalifler yasaklanırken bir millet olarak nasıl ilerleyebileceğiz?
Veliaht prens, Putin gibi davranıyor – 5 Kasım 2017
Suudi Arabistan’daki yolsuzluk, bir hükümet yetkilisinin veya prensin ailesine pahalı bir hediye verilmesi veya hükümetin kullandığı bir özel jetin bir aile tarafından tatile gitmek için kullanılması karşılığındaki rüşvetle sınırlı olmadığı için diğer ülkelerdeki yolsuzluktan farklı.
Buna karşılık Suudi Arabistan’da üst düzey yetkililer ve prensesler, sözleşmeler ya aşırı derecede şişirildiği veya en kötü ihtimalle tam bir ilüzyon olduğu için milyarder oluyor.
Suudi Arabistan, Lübnan’da karmaşa yaratıyor – 13 Kasım 2017
Bugün Suudi Arabistan tek başına siyaseten en istikrarlı ve ekonomik olarak bölgeyi güvenli hale getiren ülke. Ne krallık ne de bizim çatışmalarla dolu bölgemiz, ülkemin zemin kaybetmesini göze alamaz.
Muhammed bin Selman’ın (MBS) düşüncesiz eylemleri gerilimleri derinleştiriyor ve Körfez ülkelerinin ve bir bütün olarak bölgenin güvenliğini zayıflatıyor.
Suudi Arabistan Arap Baharı’na ihanet etmenin bedelini ödüyor – 5 Aralık 2017
Daha fazla savaş seçeneği Riyad’da, Husileri ezici bir şekilde bozguna uğratmak ve siyasal oyunun dışına atmak isteyenler için cezbedici fakat bu sadece krallık için değil, aynı zamanda muazzam derecede acı çeken Yemen halkı için de çok maliyetli olacak.
Bu çatışma, Yemen halkının özgürlük arzusunu önlemenin korkunç bir sonucu. Şu an Husiler önemli bir güç oldu ve onlar Arap Baharı’nın güç paylaşımına dayanan değerlerine tutunmuyor. Dünya Yemen’i seyrediyor; savaşı sadece Suudiler durdurmamalı, aynı zamanda İranlılara da Husilere desteğini durdurması için baskı yapılmalı; her iki taraf da güç paylaşımı için Yemenli bir çözümü kabul etmeli. Belki de tiran Salih’in düşüşü Yemen’de barış için bir şanstır.
Veliaht prens İran’daki protestolardan neden endişe etmeli? – 3 Ocak 2018
İran’daki olayların nasıl gelişeceği hakkında hüküm vermek için hala çok erken. Eğer sertlik yanlıları protestoları baskılamayı başarırsa genişlemeci politikalarına devam edecekler ki bunun anlamı Suudi Arabistan’la bir tırmanma olabilir. Eğer rejim veya Ruhani’nin hükümeti düşerse çok sayıdaki İran şehrinde duyulan sloganlar ülkenin dış politikasıyla ilgili olabilir.
Veliaht prens medya kontrolünü sıkılaştırıyor – 7 Şubat 2018
Birçok Suudi Arabistanlı medya patronu, çoğu kraliyet ailesi mensubu 300 kişiyle beraber Riyad’daki Ritz-Carlton’ı boyladığı, üst düzey yetkililer ve zengin işadamları yolsuzlukla suçlandığı zaman birçok insan krallığın en güçlü adamı Prens Muhammed’in medyayı da kontrol etmeyi amaçladığını zannetti. Bu gerçeklikten çok uzak, çünkü bunu zaten yapıyor.
Veliaht prens Kraliçe Elizabeth’ten ne öğrenebilir? – 28 Şubat 2018
MBS’nin Suudi sarayını küçümsemesi ve nispeten aşağılaması hoş bir haber. Fakat belki de biraz tevazu göstermeyi deneyerek gerçek itibarı, saygıyı ve başarıyı kazanmış İngiliz kraliyetinden bir şeyler öğrenmeli. Eğer MBS İngiliz kraliyetinin eleştirilerine kulak verir ve onların da ülkelerini çok sevdiğini kabul edebilirse gücünü gerçekten artırabilir.
Veliaht prens neden Detroit’i ziyaret etmeli? – 20 Mart 2018
Suudi Arabistan’ın iç kısmındaki birçok şehir bugün bir zamanlar Detroit’te olduğu gibi çürüme halinde. Krallığın petrol zenginleriyle alay eden mutsuz Üçüncü Dünya’nın gecekondu mahalleleri gibi bunlar. Bu yüzden, MBS yeni şehirler inşa etmeye girişmeden önce belki eskileriyle ilgilenmeli.
Veliaht prens, Mısır’ı ziyareti esnasında Suudi Arabistan’ın kuzeyinde Akabe Körfezi’nden Mısır’a uzanacak ve her yıl milyonlarca turisti Kızıl Deniz Rivierası’na çekecek bir refah bölgesi inşa etme hayalini açıkladı. Gerçi ne Suudi Arabistan ne de Mısır’ın özgür bir basını olduğu için hiç kimse iki lidere Mısır’ın Şarm El Şeyh, Hurgada ve El Guna gibi sayısız turistik destinasyon hakkında soru sormadı. Bunların hepsi enfes kumsallara rağmen kronik bir turist eksikliği sorununa sahip. Bunlar eskiden oldukları tatil köylerinin hüzünlü gölgeleri. Elbette bu sorunun üzerine, kıymetli hükümet fonlarının hâlâ kum içindeki birçok şehire düşüncesizce harcanmasından önce eğilmek gerek.
Veliaht prens revizyonist tarihi yaymaya çalışıyor – 3 Nisan 2018
Şu anda Suudi Arabistan’da insanlar adeta konuşmaya bile cesaret etmiyor. Ülke, seslerini yükseltmeye çalışanların karalisteye alınmasına, ılımlı eleştirilerde bulunan entelektüellerin, dini şahısların ve yolsuzlukla mücadele gerekçebiyle kraliyet mensupları ve bazı işadamlarının baskılanmasına tanıklık ediyor.
Hükümetin aşırılıkçı Vahhabi geleneklerini sınırladığı 1979 öncesi iklime dönülmesi gerektiği konusunda MBS’ye katılıyorum. Bugün kadınlar erkeklerle aynı haklara ve bütün vatandaşlar hapse atılma korkusu olmadan aklından geçenleri söyleme özgürlüğüne sahip olmalı. Ancak, hoşgörüsüzlüğün eski yöntemlerini baskının yeni yollarıyla değiştirmek bir çözüm değil.
Suudi Arabistan ‘Siyah Panter’den ne öğrenebilir? – 17 Nisan 2018
Disney’in gişe rekorları kırmış ‘Siyah Panter’i Suudi Arabistan sinemalarında gösterime girecek. Bu, ülkedeki sinema salonlarına yönelik on yıllık yasağın resmen sona erdiği anlamına geliyor. Sinema ve patlamış mısırla büyüyen Amerikalılara biraz garip görünebilir fakat normalleşmeye doğru büyük bir adım bu.
Filmin sonunda Vakanda’nın genç kralı, ülkesinin gücünü daha büyük bir dava için dünyayla daha sıkı bağ kurmada kullanma kararı veriyor. Yakında kendi ülkesinin kralı olacak veliaht prens de dünyaya barışı getirmek için gücünü kullanacak mı?
Suudi Arabistan’ın reformistleri berbat bir seçenekle karşı karşıya – 21 Mayıs 2018
Suudi gazetelerinin ön sayfalarında 60-70 yaşındaki reform simgesi isimlere hain damgası vurulması dehşete verici.
Kadınların araç kullanması dahil çok sayıda sosyal özgürlüğü savunan kadın ve erkek geçen hafta tutuklandı. Bu, hükümetin en ateşli savunucularını dahi şoke etti.
Bu tutuklamalar tüm Suudilerin karşı karşıya olduğu kötü durumu aydınlatıyor. Bizden, herhangi bir siyasi özgürlük umudunu terk etmemiz, tutuklamalar ve sadece eleştirenleri değil, aynı zamanda ailelerini de etkileyecek seyahat yasakları karşısında sessiz kalmamız isteniyor. On yıllar önce bu sorunlara eğilmeye cesaret eden öncü Suudileri unutup güruh halinde sosyal reformları ve veliaht prensi övmemiz bekleniyor.
Verilen mesaj açık: Her türlü aktivizm hükümetin içerisinde olmalı. Bağımsız hiçbir sese ya da karşı görüşe izin verilmeyecek. Herkes resmi görüşe bağlı kalmak zorunda.
Bizim için başka bir yol var mı? Sinema salonları ile hükümetin craatına dair konuşma hakkımız arasında bir seçim mi yapmak zorundayız? Kendimiz, karılarımız, kocalarımız ve çocuklarımızın özgürce seyahat etme hakkı karşılığında liderlerimizin kararlarından ve geleceğimize dair vizyonlarından sadece parlak bir biçimde mi söz edelim?
Yemen bataklığından alelacele yürütülen ekonomik reformlara, Katar ablukasından İran’a karşı koymak için İsrail’le ittifak arayışına ve geçen yıl onlarca Suudi entelektüel ve din adamının hapsedilmesine uzanan konular üzerinde sessiz kalırken uzun zamandır çağrıda bulunduğum sosyal reformları memnuniyetle kabul etmek zorunda olduğum söylenmekte.
Bu benim, hükümet tarafından altı ay susturulduktan sonra Suudi Arabistan’ı terk ettiğim geçen haziran ayından beri her sabah uyandığım tercihim.
Veliaht prens daha fazlasını yapmalı – 25 Haziran 2018
MBS, sorunlara doğruya yakın yaklaşımıyla övgüye değer bulunmayı hak ediyor. Önceki liderler, kafa kafaya geldikleri sorunu ele almakta ve Suudi Arabistan için doğru şeyi yapmakta isteksizdi. MBS’nin, bireysel özgürlük ve modernleşme için çaba sarf etmiş Suudilerin cesur eylemlerini de unutmayacağını ümit ediyorum.
Veliaht prens, Yemen’deki amansız savaşı bitirmeli – 11 Eylül 2018
Yemen’deki bu amansız savaş ne kadar uzun sürerse kalıcı hasar o kadar artacak. Yemen halkı yoksullukla, kolerayla ve su kıtlığıyla savaşmakla ve ülkeyi yeniden inşa etmekle meşgul olacak. Veliaht Prens şiddete son vermeli ve İslam’in doğduğu toprakların onurunu geri getirmeli.
(Çeviri: Enes Kücet)