HDP’den vekil seçilen Leyla Güven’in tahliye edilmesi mahkeme kararına rağmen savcılıkça engelleniyor, hemen arkasından birkaç saatte klasörlerce evrakı nasılsa okuyan başka mahkeme yeniden tutukluluk kararı veriyor.
Barolar, meslek odaları “teröre müzahir”, o yönetime oy veren üyeleri “terörist”, avukatlar, hocalar, gazeteciler “azılı terörist”, onlara küçük bir destek veren “daha da azılı terörist.”
Diğer tarafta silahla sokağa çıkıp, kutlama adı altında gösteri yapanlara, “ne yapıyorsunuz?” diyen tek kişi yok.
“Ülkenin gerçek sahibi” söyleminin altından korkutucu bir ayrıştırma ve toplumsal barışa çok uzak bir anlayış yükseliyor.
Damar damar günlük sohbetlere yayılan, birbirine kızanların en hafif sözünün, “hain” olduğu bir yol ayrımı.
Terörist dedikleri insanlar yıllardır aynı evlerde yaşıyor, aynı işi yapıyor.
En büyük siyasi etkinlikleri seçim günü müşahitlik yapmak ve bir sonraki seçim yeniden umutlanmak.
Ama sadece seçime inanmış o insanların üzerine bile aynı yafta yapıştırılıyor.