Kasım 2015 seçimleriyle ortaya çıkan imkan değerlendirilerek, önce partinin dizginleri tek elde toplandı, ardından demokratik zaafı apaçık olan bir cumhurbaşkanlığı sistemi kabul edildi ve nihayet 15 Temmuz darbe girişimi sonrası siyasi iktidarın hukuk üzerinde psikolojik açıdan etkili olabileceği bir ortam yakalandı.
Yapılanları takdir edip destekleyenler de muhakkak ki çok… Ancak siyaset, ülkenin geldiği durumla ilgili olarak topluma karşı sorumlu olmak anlamına gelir. Ne yazık ki varılan nokta bireysel tercihlerin ve o uğurda yapılan yanlışların sonucudur… Nitekim giderek söz konusu yanlışları kemikleştirme, sistemleştirme ve kurumsallaştırma dışında bir çare de bulunamıyor.
Toplumun yüzde 60’ını arkasına alabilecek bir parti şimdi 50’yi geçebilmek için ülkenin iki yılını buna hasrediyor… Tarih bu dönemi muhafazakarların büyük bir potansiyeli nasıl israf ettiğinin hikayesi olarak yazacak gibi gözüküyor.