Yusuf Kaplan: Şerif Mardin, bu topluma, bu toplumun zihin setleri, kültürel kodları üzerinden bakmadı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Türkiye şartlarında zihni donduran, pozitivist ezberleri kutsayan, oradan da “sahte” ama sonuçta ülkenin zihnî geleceği açısından tehlikeli bir iktidar kuran yel değirmenlerine karşı sessiz ve derinden savaşan bir Don Kişot gibiydi.

O yüzden entellektüel sürgün, kaderiydi.

Oysa Şerif Mardin’in çabası önemliydi Türkiye şartlarında.

Ama Şerif Mardin, Batılı sosyal bilimlerin metodolojileri içinden konuştu.

Şunu söylüyorum hep: Konuşlandığınız yer, konuşmanızın içeriğini, dilini ve yönünü tayin eder. Durduğunuz yer, gördüğünüz şeyi belirler.

Seküler Türk entelijansiyası Batı’ya, Batılı sosyal bilimlerin metodolojilerine, teorik çerçevelerine konuşlanarak, bu toplumu, bu toplumun sorunlarını konuşmuş olmuyor aslında.

Konuşlandığınız yer, konuşmanızın hem içeriğini belirliyor hem de özne’nizi nesneleştiriyor; yani hem Türk toplumunu Batı toplumlarını anlamak için geliştirilen kavramsal çerçevelerle anlama açmazı üretiyor hem de daha önemlisi de Batı hegemonyasını (araştırma nesnesi Türk toplumu üzerinden) yeniden-üretiyor ve bir kez daha meşrûlaştırmış oluyor.

Şerif Mardin, bu topluma, bu toplumun zihin setleri, kültürel kodları üzerinden bakmadı, Batılı zihin setleri ve kültür kodları üzerinden baktı.

Meselâ din’i, ideoloji’nin bir alt kategorisi olarak konumlandırdı.

Burada iki temel sorun vardı: Birincisi, İslâm ile diğer dinleri aynı “din” kategorisi içine dâhil ederek inceleme konusu yapmak, çok yanlış yerlere götürürdü kişiyi.

İkincisi, İslâm, her hangi bir olgunun alt kategorisi değil, hayatın bütününü kucaklayan, anlamlandıran bir dünya-hayat tasavvuruydu.

Yusuf Kaplan’ın yazısı