Bir müsamerede kürsüye çıkan Pelin, Evetçilerin Mao’nun kültür ihtilalindeki gibi ikna kamplarında hizaya çekilmesini öneren dinleyicilerine niçin “Hayır” denilmesi gerektiğini gözyaşlarıyla anlattı. Peki, niye mi ağlıyordu Pelin? Nasıl ağlamasındı?
Küçük kız bu panele katılabilmek için annesinden “fotokopi çektirmeye çıkıyorum” diyerek izin almıştı. İşte o kadar kötü durumdaydı ülke. Ve “Evet” kazanırsa, evden çıkmak için annesi Pelin’e belki de bir daha hiç izin vermeyecekti. Ne diyelim… Ağlama Pelin.
(…)
Çünkü sömürgecilerin saltanatının sarsılacağı referandumdan önceki son haftaya girdik. Ve 15 Temmuz’dan canımızla, kanımızla biliyoruz ki, ellerinde halkın iradesine karşı deneyecekleri yol yöntem kalmayınca alçaklıkta sınır tanımıyorlar.
Önümüzdeki hafta da yalanın, çarpıtmanın, ihanetin, tehdidin, ajitasyonun, iftiranın dibine vuracaklar. Ha derseniz ki “Ne olacak, alayı gelsin…” Haklısınız, aynen öyle. Flaşlar bu zor zamanlarda tüm yüzlerde patladı, resimleri gün gibi ortada. Ama yurtseverlerin diri durmasında fayda var.