Bu ağır propagandanın önemli bir işlevi var: “Öğrenilmiş çaresizliği” beslemesi, güçlendirmesi.
AKP’nin ilk iktidara geldiği 2002 seçimini bir kenara bırakın, sonraki seçimleri önemli oy oranlarıyla kazanmasının yarattığı bir duygu bu.
Tabii, bu duygunun uyanmasında önce Deniz Baykal’ın, sonra Kemal Kılıçdaroğluve Devlet Bahçeli’nin yetersizliklerinin ve seçmene bir ümit verememiş olmalarının da rolü var.
Ve bu, halkın bir bölümünde “yenilgiyi peşinen kabul etme” duygusu yaratıyor.
Araştırmalar gösteriyor ki “hayır” demeyi düşünen seçmenlerin bir bölümü, “Nasıl olsa evet çıkar” duygusuyla sandığa gitme konusunda gönülsüz.
Bu ağır propaganda kampanyasının sonuçlar üzerindeki en önemli etkisi bu olacak gibi geliyor bana.
Çünkü bu propaganda, normal bir seçim olsa oyunu AKP’ye verecek bir bölüm seçmeni hâlâ ikna edebilmiş değil.
Onun için Türkiye’nin geleceği için tarihi önemdeki bu referandumda mutlaka oy kullanmak gerekiyor.
Oyunuzu hangi görüşten yana kullanırsanız kullanın ama mutlaka kullanın.