Pınar Öğünç: Hayır kampanyasının başına gelenler, bizatihi Evet'in tasviri aslında

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Örtülü ödenek harcamaları şubat itibarıyla birden yüzde 72 artmış, okul koridorlarından cami duvarlarına Evet pankartları asılmış, bizzat kamu görevlileri Evet propagandası yapmaya başlamış. Mart ayının ilk 20 gününde 17 ulusal kanalda Hayır’a ayrılan 45,5 saat, Evet’e ise 485!

Hayır kampanyası için çalışanlar gözaltına alınabiliyor, tutuklanabiliyor, sokakta fiziksel ve psikolojik şiddet görüyor. Toplantı için yer verilmiyor, polis ordusu gözetiminde kampanya yürütüyorlar. Cumhurbaşkanı zaten “terörist” diyor onlar için, “vatan haini” diyor.

Haydi önce içerikten konuşmayalım, TC vatandaşlarına bir soru soruluyor, söyle deniyor: Evet mi, hayır mı? Referandum öncesi bu yanıtlardan birine yönelik aleni baskının ardındaki açmazlar, siyaset bilimi terminolojisiyle tarif edilebilir belki.

Ama bu tavır aynı zamanda mesela mızıkçı mahalle çocuğunu, açık faul yapıp bir de kendini yere atan futbolcuyu, ailesinin imkânlarıyla ahkâm kesen fabrikatör oğlunu, pişti oynarken bile kural değiştirmeye kalkanı, yenilecek korkusuyla isim-şehir’de bile çamura yatanı hatırlatıyor.

İki seçenek varsa, bu ne? Hayır kampanyasının başına gelenler, bizatihi Evet’in tasviri aslında.

Manidar olansa bu gayrete karşın, yani misal ekranların yüzde 91’inde sadece Evet varken, kimi kamuoyu yoklamalarının Hayır’ı, Evet’le başa baş göstermesi.

Pınar Öğünç’ün yazısı