Türkiye’ye yön tayin etme derdindeki ‘dinbaz irrasyonalite’nin göremediği şu: Televizüel popüler kültür, dizileriyle olsun, yarışmalarıyla olsun, realite-şovlarıyla olsun, zaten hiçbir zaman aileyi hiçe saymak, zedelemek, tahribata uğratmak gibi bir itkiyle hareket etmez, edemez. Popüler kültür, toplumsal ortalamayı hedeflemesi itibarıyla genelde muhafazakârdır çünkü.
En radikal, aykırı, uç dizilere bile bakın, son tahlilde ‘aile’, insanlığın son sığınağı olarak ayırt edilen, yüceltilen ve üzerine titreme mesajı (açık ya da örtük) verilen bir kurum olarak karşımızdadır.
Tüm uçuk-kaçıklığıyla, rezalet diyaloglarıyla, zaman zaman mide kaldırmaz görüntüleriyle dahi o izdivaç programları, aslında dikkatle bakıldığında evliliği de, aileyi de, muhafazakârlığı da tahrip değil ‘tahkim’ etmeye dönük bir oryantasyona sahiptir.