turdao@gmail.com
Dövizle borçlanma, geçmişten gelen kur istikrarsızlığı nedeniyle firmaların temel kırılganlık alanlarından birisi. Buradaki batık oranının artması piyasada geciken tahsilatlar kanalıyla şirketlerin TL kredilerinin ödenmesini de aksatabilir. Böylesi bir senaryoda üretim faaliyetlerinin daralması ya da sona ermesiyle geniş çaplı işten çıkarmalar da gündeme gelebiliyor.
Düzenlemeler son beş yılda dövizle borçlanmanın koşullarını giderek sıkılaştırdı. Yine de döviz ve dövize endeksli krediler toplam bankacılık sektörü portföyünün üçte birini oluşturuyor.
Kur hareketlerinden doğrudan etkilenebilecek esas kredi müşterileri geniş ölçekli firmalar. Döviz cinsinden kredilerinin ortalama vadesi ise 5.2 yıl.
Bankaların riski kontrolde
Kur riskine karşı esas önlem sayılan koruma amaçlı türev işlem kullanılması, getirdiği ek maliyetler nedeniyle uygulamada sınırlı kalıyor. Hal böyle olunca yapılan risk analizlerinde kur riski öne çıkıyor.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun 2013 sonu bankacılık sektörü kredi verileri üzerinden yaptığı çalışmaya göre dolar/TL kurunun yıllık yüzde 30 artması halinde batık kredi oranı bir yıl içinde 1.1 puan artıyor. Bu senaryo dünya piyasalarında 2008 yılının üçüncü çeyreğindekine benzer bir kriz senaryosunun yaşanmasını öngörüyor.
Hatırı sayılır bir sermaye tamponu
2009’da yapıldığı gibi kredilerde yeniden yapılandırmalara izin verilmemesi halinde, Türkiye’deki döviz kredisi müşterilerinin TL kredileri dahil toplam 367.5 milyar TL tutarındaki kredilerinin 11.7 milyar TL’sinin bir yıl içinde sorunlu hale gelebileceği tahmin ediliyor.
Sorunlu krediler için ayrılan özel karşılıkların getirdiği yükler de hesaba katıldığında bankacılık sektörünün sermaye yeterliliği, Aralık 2013 verilerine göre yüzde 15.3’ten yüzde 14.7’e iniyor ki bu oran yine de olası zararlara karşı hatırı sayılır bir sermaye tamponu olduğunu gösteriyor.
Yurtdışı borçlara dikkat
Merkez Bankası verilerine göre şirketler kesiminin 2013 sonu itibarıyla yurtdışından sağladığı 83.4 milyar dolar (184 milyar TL) kredi borcu var. Bu borçler içinde, vadesi bir yıldan fazla olanların toplamdaki payı yüzde 80’i buluyor. Yani uzun vadeye yayılmış halde.
Esas sorun ise bu borçlar için ne ölçüde döviz varlığı tutulduğunun ya da ne kadar koruma amaçlı türev işlem yapıldığının bilinmemesi. Bu durum ilk bakışta yurtdışındaki kreditörlerin riski olarak görülse de dönüp dolaşıp Türkiye’de iş yapan tüm firmaların kredi imkanlarını olumsuz etkileyebilecek boyutta.
