… Daha da anlaşılır bir ifade ile, ağustostaki seçim ilk turda –ve elbette BDP’ye oy vermiş Kürt seçmenlerin desteğiyle- şimdiki Başbakan’ın “başkan” seçilmesiyle sonuçlanmış olsa bile, o idarî ve hukukî süreçler rafta durmaya devam edecek anlamına geliyor bu.
Mahallî seçimlerde gösterilen sandık başarısı bile o süreçleri hukuken “keenlemyekûn” hâle getirmediğine ve getiremeyeceğine göre, -ve eğer o esnada hâlâ bir hukuk devleti isek- o dosyalar günün birinde konulduğu raftan inecek; zan altındaki müstafi bakanlar savunma haklarını kullanacak ve adaletin tecellisini bekleyecekler. Şimdiki hâlleri tam mânâsıyla bir el menzile beynel menzileteyn, yani iki menzil arasında muallâk bir yerdir.
Ârâfta duruyorlar; istifa ettiler fakat mâsum olduklarını henüz yargı önünde savunamadılar. Ne var ki sadece o bakanlar değil, mensup bulundukları kabineyi yöneten kişi de ârâftadır. Mahallî seçimlerden önceki aylardan başlayıp hâlâ devam eden sertlik ve kutuplaştırma yaklaşımının başlıca sebebi de budur.