Cengiz Çandar: Türkiye'nin ruhu Kahire'de değil, Gezi'de

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Uzunca bir zamandır, Türkiye’de İttihatçı genleri kuvvetli kurucu cumhuriyet ideolojisinin ‘yekpareci’ ruhu korunarak, ‘yeni elit’in ideolojik referanslarına ve terminolojisine uygun ama ‘otokrat devletçi yapı’nın devamına doğru gidişe dikkat çekmekle meşgulüz. Bundan önce, ‘vesayetçi yapı’ya ne adına, niçin karşı çıktıysak, ‘vesayetçi yapı’yı ‘vasileri’ni değiştirerek sürdürme eğilimlerine de o nedenle ve aynı şekilde karşı çıkıyoruz.

Türkiye’nin stratejik hedefi olarak ilan edilmiş olan Avrupa Birliği, ‘demokrasiler birliği’ ve ‘hukuk devletleri birliği’ ile eşanlamlıdır. Bu bakımdan, Avrupa Birliği’nin çok farklı ülkeler, uluslar ve partilere mensup etkili ve yetkili isimlerinin, Türkiye’deki gelişmeleri nasıl değerlendirdikleri elbette çok önemlidir.

Her vesilede onların değerlendirmelerini bu köşeye taşımaya devam edeceğim. ‘Demokrasi ilkeleri’nin tuttuğu ayna, bazı yüzleri karartıyor ise de bunu yapmayı sürdüreceğim. O ayna bazı yüzleri kızartmıyorsa da sürdüreceğim.

Kahire’nin meydanlarında ‘ruh’ aramak yerine Türkiye’nin ‘ruhu’nu Türkiye’de aramaya da devam edeceğiz. ‘Yeni Türkiye’nin ışıklarının gerçekten yakılabileceği Taksim Meydanı’nda. Gezi’de. Türkiye’nin hem kendi içinde yapabileceği ve hem de dünya ile ‘yeni sözleşmesi’nin ipuçlarını bulabileceğimiz yerlerde. Çoğulcu, özgür, demokratik, kutuplaşmayan, kutuplaştırılamayacak bir Türkiye’nin ‘ruhunu aramaya’ devam edeceğiz.

Cengiz Çandar’ın yazısı