Mümtaz'er Türköne: Erdoğan, kamuoyunun telaffuz ettiği muhtemel rakibini yıpratmak için AYM'yi hedef alıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Cübbe, Başbakan’ın zannettiği gibi bir güç sembolü değil. Hafta sonu Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ı “yeni düşmanı” ilan ederken söylediği “cübbe sizi güçlü gösterebilir” lafından, bu yüzden hakikat çıkmaz.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ı, o cübbenin altında bir güç ve iktidar sembolü olarak göremeyiz. Elbette anayasal yargının siyasal bir içeriği var; ancak denge ve fren sistemi dahilinde bu kurum sadece kontrolsüz gücü durdurma görevini yerine getiriyor.

Freni boşalmış bir kamyon gibi yokuş aşağı gelen iktidarı durdurmak kolay mı? Tam tersine Hükümet’in elinde çok etkili güç araçları var. Partizan medya karteli hedef belleyip yargısız infazlarına, algı operasyonlarına giriştiği zaman üzerindeki cübbe Haşim Kılıç’ı korumayacak.

Cübbe bir zırh olmadığına göre, savaş çıktığı zaman ayağınıza dolaşır.

Başbakan, kitleleri ve kameraları karşısına alıyor ve “siyaset yapmak isteyen cübbesini çıkarır siyasetini yapar” diye meydan okuyor. Cübbesi Haşim Kılıç’ın elini kolunu bağlıyor; konuşmasına ve cevap vermesine engel oluyor; Başbakan’ın sözlerindeki alenî tahakküme karşı başında bulunduğu kurumu savunmak zorunda olsa bile.

Bir düşman olarak “paralel devlet” hayaleti, Erdoğan’ın yerel seçim stratejisinin ana eksenini oluşturmuştu. Cumhurbaşkanlığı seçimi için hedefte Anayasa Mahkemesi var. Böylece hem kamuoyunun telaffuz ettiği muhtemel rakibini yıpratacak hem de Yüksek Mahkeme’nin kararlarını itibarsız hale getirecek.

Mümtaz’er Türköne’nin yazısı