Aslı Aydıntaşbaş: Türkiye'nin imajı demokrasi paketleri açmakla düzelmeyecek

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Dün ABD Büyükelçisi Frank Ricciardone’nin Ak Parti’yi ziyareti, öğle rehavetinde haber kanallarını fazlaca heyecanlandırmış gibiydi.

Türk-Amerikan ilişkilerini yakından takip ettiğimi bilen dostlardan ”Ne oluyor?” diye heyecanlı telefonlar da aldım.

… Ancak her şeyin eskisi gibi olacağını beklememek lazım. Karşılıklı ziyaretler olur, üst düzey yetkililer gelir-gider ama Ankara artık 2011-2012 yılında olduğu gibi ”ABD’nin en yakın bölgesel müttefiki” diye anılmaz. Obama, 2012 başında Newsweek’e dediği gibi Başbakan Erdoğan’ı ”en güvendiği beş liderden biri” diye anmaz. Bu kaotik Türkiye tablosunda mümkün değil.

Nedeni basit. Washington’da, Brüksel’de, Türkiye’nin artık demokrasi liginde olduğu düşüncesi hakim değil. Gezi olaylarında kullanılan şiddetin, twitter ya da YouTube’u kapatmanın dünyada nasıl bir algı yarattığını Ankara’daki dar kadrolara anlatmak için dilimizde tüy bitti; ama göremediler.

İngilizce bilmek, otomatikman dünyayı anlayabilmek demek değil. Bugün Batı kamuoyu ve elitlerinde artık Ak Parti iktidarının bir cins Putin otoriterizmine yöneldiği düşüncesi hakim. Erdoğan’la ilgili imaj, 3 yıl öncesine kıyasla tepetaklak. Avrupalılar, Erdoğan’ın HSYK düzenlemesiyle ilgili kendilerinden gelen hassasiyetleri dikkate almamasına bozuluyorlar.

Türkiye artık ”Ailemizden biri” değil ”yönetilmesi gereken bir ilişki” olarak gündeme geliyor… Bize yeni bir “hikaye” lazım; ancak bu da ”Haaa buldum bir demokratikleşme paketi daha açalım” cinsinden havada kalan hamlelerle olacak iş değil.

Aslı Aydıntaşbaş’ın yazısı