Fehim Taştekin: Kaide'yle işbirliğinde acemi olana geçmiş olsun

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

[Suriye’de] Muhalefetin şekillenmesinde hep Batılı istihbarat örgütleriyle birlikte Katar, Türkiye, Suud Arabistan öne çıksa da siyasi kakafoniye fazla eşlik etmediğinden gözden kaçan bir aktör daha var, o da Kuveyt.

Şeyh Haccac ve Şafi el Acemi gibi Kuveytli din adamları ve eski milletvekili Velid el Tabatabai gibi nüfuzlu siyasetçiler cihadi selefilerin finansmanında ciddi rol oynadı.

IŞİD-Nusra kavgasından sonra Nusra’ya ağırlık veren Kuveytlilere sırtını dayayanların başında Ahrar el Şam geliyor. İstanbul’da temeli atılan Ahrar el Şam’ın kurucusu Ebu Halid, Kaide’nin Suriye temsilcisiydi.

… Yüzlerce örgütten savaş kapasitesi yüksek olanları örnekledim.

Kimin kimi beslediğine dair bu hikâyede nihai sözüm şu: Bu kirli bir oyun.

Türkiye ayrımsız hepsine kapılarını açarken Amerikan-Suud ekseni sözde ‘ılımlı’ farkı gözetip özde selefileri besledi.

Bunun yarattığı fark ne? Fark şu: Nusra’ya sarini Türkiye’nin temin ettiği iddiasında olduğu gibi zor dönemeçte biri sahneden sıvışırken diğeri projektöre yakalanıyor.

Kaide ile deneyimi olan silahın çift yönlü ateşlendiğini biliyor ve kaçabileceği bir masaya oturuyor.

Acemi olan ise o masayı kendi toprağında kurdurtuyor. Geçmiş olsun!

Fehim Taştekin’in yazısı