Pınar Öğünç: Gezi Parkı, Franz Ferdinand'ı öldüren genç ve Vali Mutlu'nun tweetleri

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Derler ki 28 Haziran 1914’te Saraybosna’yı ziyarete giden Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahtı Arşidük Franz Ferdinand öldürülmeden birkaç saat evvel, karısı Sophie’yle yol aldığı arabasına doğru el bombası atmaya kalkışan biri olmuş…

Karşılaştıracaklarım arasında tabii bir ölçek farkı varsa da büyük toplumsal hadiseleri tarihe yerleştirme konusunda zihnim bu çağrışımı yaptı. Birinci Dünya Savaşı’nın yüzüncü yılını idrak ettiğimiz şu sene içinde, Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı’na bağlı müfettişlerin Gezi Parkı gösterileri sırasında yaşanan polis şiddetine dair İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, eski İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın ve polis şeflerine dair raporunu okurken o isimsiz Sırp genci düştü aklıma…

Müfettişlerin tüm bu isimleri aklayan raporuna baktığınızda Türkiye siyasi tarihinde bir köşebaşını işaret eden Gezi olaylarını başlatanın üç-beş ağaç ve üç-beş zabıta memuru olduğunu görüyorsunuz. İsimlerini bilmediğimiz o zabıta memurları fazla coşagelip ‘AVM önyargısına sahip’ çevreci gençlerin çadırlarını yakmasaydı, Gezi olayları yaşanmayacaktı. Daha sonraki günlerde sistematik hale gelen polis şiddetini, öldürülenleri, yaralananları, gözlerini kaybedenleri, tacize uğrayanları konuşmayı sonraya bıraksak dahi o sabahki polis varlığını bile yok sayan bir yaklaşım bu. Gözbebeklerine fışkırtılan biber gazları, insanların peşinde sokak sokak iz sürmeler, yerde kahvaltı edene saldırılar hiç yaşanmamış.

O sabah bu kadar ‘sert’ yaşanmasaydı Gezi olayları bu denli hızlı büyür, hâlâ tesirini tartıştığımız ve de hissettiğimiz, büyük, heterojen bir sokak hareketine dönüşür müydü? Sıkışan bu ‘gaz’ kendi çatlağını bulurdu ama ne zaman, nasıl olurdu, bilinmez. Lakin üç-beş zabıta memuruna kesilen faturaya, aklı başında kimseyi ikna edemezsiniz sanırım. Polis şiddeti HİÇ yaşanmasaydı Gezi Parkı’ndaki nöbet nasıl sürerdi, olaylar nasıl gelişirdi… Bu varsayıma kafa yormak sıhhatli ve kayda değer bir noktaya götürebilir bizi belki. Fakat şiddetin sorumlularının yargılanması ve cezalandırılması gibi daha acil bir meselemiz var öncelikli olarak. Vali Mutlu’nun yapıcı tweet’lerine karşılık verilmemesi gibi tarihsel bir fırsatın reddi de sonraya kalsın.

Pınar Öğünç’ün yazısı