… AİHM’ye bir başvuru yapmak için ‘iç hukuk yollarını’ tüketmeniz gerekir. Ama hepsini değil, ‘etkili’ olanları. Eğer bu dava, AYM değil de AİHM önüne gitseydi, oradan da benzeri bir karar çıkacaktı. İdare mahkemesinin yürütmenin durdurulması konusundaki kararıyla birlikte ‘etkili başvuru yolları’ tükenmiştir.
Oysa hükümet yetkilileri diyorlar ki, hayır, bütün dava yolları tükenecek, ondan sonra AYM’ye gidilecektir. Yani idare mahkemesindeki davadan sonuç almak için 2-3 yıl bekleyin; ardından Danıştay’ın temyiz ve karar düzeltme kararları için en az 2-3 yıl daha bekleyin ve ondan sonra AYM’ye gidin diyorlar. Bunu dedikleri anda da AYM’ye bireysel başvuru hakkının özünü ortadan kaldırmış olacaklar. Bireysel başvuru sadece kâğıt üzerinde bir hakka dönüşecek.
Bu zaten böyledir. Temel bir hakka göz diktiğinizde onu yok etmek için, daha nicesini ortadan kaldırmanız gerekir. Twitter’ı Başbakan’ın bir çift sözüyle kapatmak için harekete geçen TİB, idare mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararını umursamadı. Şimdi de “AYM’nin kararını düzelteceğiz” deyip, ‘bireysel başvuru’ hakkını kullanılamaz hale getirecekler. Bunu yapmak için ilk önce AYM’nin kuruluş yasasında değişiklik yapacaklar. Ama sonra bakacaklar ki başka engeller var. Mesela anayasanın 90. maddesi “iç hukukla, uluslararası insan hakları normları arasında bir çatışma olunca uluslararası normlar uygulanır” diyor. Onu da ortadan kaldırmak zorunda kalacaklar. Bütün bunları yapınca bu defa AİHM’de mahkûmiyetler sağanak gibi gelmeye başlayacak; hadi ondan da kurtulalım diyecekler.
Böyle böyle, bir bakacağız ki, bütün hukuk sistemi baştan aşağıya değişmiş. Bunlar zaten hep ileri demokrasi için!