Bugünlerde ise iki lafından biri din, iman olanları bir ‘idam cezası karşıtlığı’ sardı ki sormayın! Demokratlara, sosyal demokratlara, liberallere, sosyalistlere Mısır’da darbeci yönetimin yargısının 529 kişiye yönelik idam kararının hesabını sormaya kalkışıyorlar. Sanki karşı çıkmıyorlarmış gibi!
Sanırsınız asıl dertleri insan canı! Ya zekâ noksanlıklarına vermek gerek, ya hinliklerine… Zira herhalde bu ülkede idam cezalarına karşı çıkanların yüzde 99,9’u namuslu sosyalistler, liberaller ve demokratlardır. Kalanı da aslında çoğu ‘adalet’ dendi mi, kol kesmeye, kafa koparmaya, recme belki de içten içe heveslidirler de, çağın ruhu icabı susarlar. İdam cezasına, yani insan canının geri dönüşü olmayacak şekilde devlet eliyle alınıp cinayet işlenmesine ilkesel olarak itiraz etmekle alakaları yoktur yani.
Mesela içlerinden bir zıpçıktı çıkmış, Kars’taki çocuk cinayetinden sonra buyurmuştu; “Bunu kim yaptıysa gebertilmeli” diye… Bu ‘gebertme’ merakını Twitter’da parayla tutulmuş Aktrollerin ‘geberberkin’ hachtag’lerinden de anımsıyoruz. Bunların Suud koyun gibi insan boğazlarken, İran insanları vince asarken, idam cezasına karşı kampanya yaptıkları filan görülmemiştir. Anlaşıldığı üzere bu kesim için ‘kendisinden olmayan insanın bir değeri yoktur’.
Bizler idama okuma yazma öğrendiğimiz günden bu yana karşı çıktık. İster el-Kaideci Chucky (hani jandarma öldürdüğü için sevaba girdiğini sanan zat) için olsun, ister mezhepçi Müslüman Kardeşler için… Bizim için insan hayatını ister seküler, ister ruhani hiçbir otorite alamaz. Bu hümanizmin, bu özgürlükçülüğün bakış açısıdır. Bu yüzden Mısır darbesinin arkasındaki Suud’un bozuk atmasından etkilenmeyiz. Hesap soracaklarsa, meydanlarda dün esip köpürürken, bugün el Kadı’nın ikazları sonrası ‘kısık sesle şov yapıp’ topu ‘sivil toplum örgütlerine’ atanlardan sorsunlar.