Hepimiz güneyden ya da kuzeyden, batıdan ya da doğudan savaş zamanı doğduğu topraklardan kaçan ya da sürülen sayısız insanın torunlarıyız.
Yaşadığımız yer şimdi vatan; ama aslında o da ırklar ve dinler gibi koca bir yalan.
Bu topraklar dün başkalarınındı, bugün bizim; yarın kim bilir kimin?
İzini kaybettiğiniz ya da trajedisini dinleyerek büyüdüğünüz büyükleriniz, doğumlarıyla ölümleri arasında onca yolu neden, niçin ve ne pahasına gittiler?
O yollarda neleri yitirdiler?
Hepimiz kılıç artığıyız ama yine de kendimizi bir diğerinden farklı sanmaktayız.
Şimdi uzaktan baktığımız ve başkaları sandığımız sayısız mültecinin aramıza karışmasına ve hayatlarınızı aralayıp kendilerine alan açmasına insani açıdan olumlu baksak da, politik açıdan karşı çıkmaktayız.
Bugün iktidar gerçekten bu ülkede büyük bir hile yapmakta ve savaş sürgünü onca insanın hayatı üzerinden çirkin ve tehlikeli bir politik kumar oynanmakta.
Ama bu kumarı engellemenin yolu mültecileri kendi hayatlarımızdan uzak tutmak değil, mevcut iktidarı hayatımızdan çıkarmak.