Güvensizlik ortamı, ekonomik büyümeyi uçurumdan aşağıya itebilir
G

Türda Özmen
Türda Özmen
İstanbul Üniverisitesi İktisat Fakültesi mezunu. Yüksek lisansını London School of Economics'te yaptı. Profesyonel kariyerine Merkez Bankası'nda başladı. 1999'dan itibaren Radikal'de ekonomi muhabiri ve editör olarak çalıştı. Özellikle bankacılık ve kamu maliyesi reformu, makroekonomik politika üzerine araştırma, haber ve söyleşiler hazırladı. Uzun süre kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings’de kamu finansı ve mali kuruluşlar birimlerinde analist olarak görev yaptı. Halen mali hizmetler, risk yönetimi ve kalkınma finansı alanlarında uzman ve danışman olarak çalışıyor.

turdaTÜRDA ÖZMEN

turdao@gmail.com

Geçen hafta Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) bünyesinde yapılan toplantıda sektör temsilcileri Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve ekonomi yönetimine sorunlarını anlattı. Rapor haline getirilen sorunlar listesinin başında kredi kartı düzenlemesi yer aldı.

Daralan tüketici talebi 2014’ün henüz ilk çeyreğini tamamlamadan birçok sektörde alarm zillerinin çalmasına neden olmuş görünüyor. Fatura ise kredi kartı kullanımına kısıtlama getiren değişikliklere çıktı.

Değişen dünya ekonomisi gerektirdi

Kredi kartı ve beraberindeki bankacılık düzenlemeleri Mayıs 2013’ten itibaren değişen dünya ekonomik görünümü ışığında beliren risklere karşı oluşturulmuş bir ihtiyati önlem paketiydi. İç talep sınırlanırken ihracata dayalı büyümenin önünü açmak amaçlandı.

Bu doğrultuda dünyadaki gelişmelere bağlı olarak bir miktar döviz kuru ve faiz artışı da mutlaka öngörülmüştü. Ancak bu artışlar da temel hedefleri destekleyecek nitelikdeydi. Uygulamada talebi kısmak için bankalar ve tüketici taraflı olmak üzere iki boyutlu bir yöntem izlendi.

Hem tüketiciye hem bankalara kırmızı ışık

İç talebi uyaran tüketici kredilerinin bankalar açısından maliyeti artırıldı. Karşılıklar Yönetmeliği’nde yapılan değişikliklerle genel kredi karşılık oranları tüketici kredilerinde artırılırken ihracat kredileriyle KOBİ’lere kullandırılan nakdi krediler için azaltıldı. Sermaye yeterliliğinin ölçümüne ilişkin yapılan değişikliklerle de  kredi kartları alacaklarına uygulanan risk ağırlıkları, taksit ödemelerinin kalan vadesi dikkate alınarak arttırıldı. Böylece vadeleri arttıkça kredi kartı ve tüketici kredileri için bankalar daha fazla sermaye tutmak zorunda kaldı.

Düzenlemelerin tüketiciyi frenleyecek boyutu ise kredi kartı sınırlamaları ve tüketici kredisi tutar ve vadelerinin azaltılmasıyla uygulamaya kondu. Kredi kartı limitine bağlı olarak belirlenmiş yüzde 25-35 aralığındaki asgari ödeme oranları, yüzde 30-40 aralığına yükseltildi. Satın almalarla nakit çekimlerinde taksitlendirme süresi dokuz ayla sınırlandırıldı. Kredi kartlarıyla gerçekleştirilecek iletişim ve kuyumla ilgili harcamalar ile yemek, gıda ve akaryakıt alımlarında taksit uygulaması kaldırıldı. Konut dışında tüketici kredilerinin vadesi 36 ay, taşıt kredileri kredilerinin vadesi 48 ayla sınırlandırıldı.

Ekonomi ihracata dayalı bir büyümeyle ılımlı bir çıkış trendine girerken, hane halkı ve mali sistem üzerindeki risk birikimi azaltılacaktı. Öyle de olabilirdi. Ancak son üç ayda siyasetin gündemini belirleyen yolsuzluk şoku, döviz kurlarındaki aşırı dalgalanma ve beklentiler ötesindeki önden yüklemeli sert faiz artışları bu hesaplarda sapma yarattı.

Mayısta kemerler gevşetilebilir

Yukarıda saydığımız ihtiyati önlemler iç tüketim talebini soğutmak ve sistemik risklerin birikimini engellemek için alınmıştı. Gelgelelim mevcut güvensizlik ortamında bütün bunların amacını aşarak ekonomik büyümeyi bir uçurumdan aşağıya itmesi ihtimali belirdi. Mayıs ayında yılın ilk çeyrek üretim ve gelir rakamlarının ortaya çıkması ardından iş çevrelerinden gelen talepleri karşılamak ve iç talebin önünü açmak için bu önlemlerde bir gevşeme kararı sürpriz olmaz.