UFUK ÇALIŞKAN
Suruç’ta resmi rakamlara göre en az 32 kişinin yaşamını yitirdiği IŞİD saldırısı istihbarat zafiyeti tartışmalarını da beraberinde getirdi. Eleştirilerin hedefinde ise Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a en yakın isimlerden MİT Müsteşarı Hakan Fidan var.

Müsteşarlık görevine bundan beş yıl önce atanan ve 7 Haziran öncesinde milletvekili adaylığı için istifa etmesine karşın Erdoğan’ın vetosu üzerine görevine geri döndürülen Fidan’ın müsteşarlığı döneminde Türkiye ‘önlenebilir’ birçok saldırıyla karşılaştı.
MİT’i Erdoğan’ın ‘kişisel istihbarat teşkilatına dönüştürmek’le suçlanan ve muhalefet partilerinin görevden alınmasını istediği Fidan’ın müsteşarlık kariyerine ‘istihbarat zaafları’ damga vurdu.
1 – Roboski’den haberimiz yoktu!
TSK’ya ait savaş uçakları, 28 Aralık 2011’de Şırnak’ın Uludere ilçesi Roboski köyünde 34 sivili bombalayarak katletti. Bombardımanın gerekçesinin, Bahoz Erdal kod adlı PKK komutanı Fehman Hüseyin’in Türkiye’ye geçip saldırı düzenleyebileceğine ve bir grup kaçakçının arasında saklandığına dair MİT’ten gelen istihbarat olduğu öne sürüldü.
Ancak Erdal’ın bu grubun içinde olmadığı ortaya çıktı. Roboski’de ‘vur’ emrini kimin verdiği halen bilinmiyor. MİT’in, soruşturmayı yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği raporda ise, “Olaydan haberimiz yoktu, resmi kaynaklardan bize bildirildi” denilerek teşkilat hakkındaki iddialar yalanlandı.
2 – Reyhanlı katliamı nedeniyle bölge müdürü görevden alındı
Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013’te iki ayrı noktada patlayan bombalar 52 kişinin ölmesine, 146 kişinin yaralanmasına yol açtı. Bombalı araçlarla düzenlenen saldırılar Türkiye tarihinin en kanlı terör eylemi olarak kayıtlara geçti.
AKP hükümeti saldırının hemen ardından Suriye’deki Esad rejimini ve rejimle ilişkili bazı örgütleri sorumlu tuttu. Saldırıya ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda hazırlanan iddianamede katliamın faili olarak Suriye istihbaratı gösterildi.
Saldırıdan dört ay sonra ise o dönem ‘henüz’ El Kaide’den kopmamış olan IŞİD (Irak-Şam İslam Devleti), yayınladığı bir bildiriyle katliamı üstlendi. Emniyet 2 Ekim 2013’te yaptığı açıklamayla IŞİD’i yalanlayarak ‘Failleri yakaladık’ dedi. 27 Mart 2013’teki AGİT toplantısında Türkiye elçisi Tacan İldem, bombalı saldırının ‘El Kaide unsurlarınca yapıldığını‘ söyledi.
Reyhanlı katliamı faillerinin, saldırı öncesine ait 23 günlük görüşme kayıtlarının MİT tarafından tespit edildiğini Taraf gazetesi yazdı. Bu konuşmalar, bomba konulacak araçların satın alınması, zula bölümlerinin yapılması, patlayıcıların yerleştirilmesi gibi bilgiler içeriyordu. Temmuz 2013’te MİT Bölge Müdürü H.D. görevden alındı.
Katliamdan 16 saat önce haber verilmiş!
Suriye’deki cihatçı gruplara silah taşıdığı gerekçesiyle MİT TIR’larını durduran ve daha sonra tutuklanan savcı Özcan Şişman mahkemedeki ifadesinde, Reyhanlı patlamasına karışan Heysem Topalca’nın istihbarat adına iş yapan bir kişi olduğunu dinlemeler sırasında belirlediklerini kaydetti.
Reyhanlı davasının tutuklu sanıklarından ikisinin mahkemedeki ifadelerinde, “Bizi Reyhanlı olayına karıştıran kişi HT isimli bu şahıştır, biz ne yaptıksa bunun telkinleriyle yaptık” dediğine dikkat çeken Şişman, şunları söyledi: “Bütün bunlar bizi maddi gerçeği araştırmamız gerektiğini, terör soruşturmasında hassas olmamız gerektiğini gösterdi.”
MİT’in Reyhanlı katliamına ilişkin istihbaratı, saldırıdan sadece 16 saat önce herhangi bir uyarı yapılmadan alelade bir evrak gibi emniyete teslim ettiğini kaydeden Şişman, “Zarfta bombalı saldırı yapılacağına ilişkin bilgi içeren yazı olduğu kapıda görevli polis memurunun MİT’ten geldiği için önemli olduğunu düşünüp beklemeyerek zarfı TEM şube müdürüne götürmesi üzerine ortaya çıktı. MİT, Reyhanlı katliamında kendilerini sorumluluktan kurtulmak için kerhen zarfı göndermek zorunda kaldı” dedi.
3 – Cilvegözü’nde SİM kartlar MİT muhbirinden
Türkiye-Suriye sınırında bulunan Özgür Suriye Ordusu kontrolündeki Cilvegözü Sınır Kapısı’nda 12 Şubat 2013’te gerçekleştirilen bombalı araç saldırısında, 18 kişi yaşamını yitirdi. Saldırıdan Esad rejimi muhalifleri, muhalifler ise Suriye hükümetini sorumlu tuttu.
Savcı Şişman ise olaya karışan dört kişinin patlamadan birkaç dakika önce irtibat için kullandıkları SİM kartların MİT muhbiri tarafından temin edildiğini tespit ettiklerini söyledi.
4 – Niğde saldırısını gerçekleştirenlerin Türkiye’de olduğu biliniyordu

Niğde’de 20 Mart 2014’te bir polis, bir jandarma ve bir yurttaşın öldürüldüğü saldırıyı gerçekleştiren IŞİD militanlarının Türkiye’de olduğunun MİT tarafından bilindiği, ancak bu istihbaratın jandarma ve polisle paylaşılmadığı öne sürüldü.
MİT TIR’ları savcısı Özcan Şişman, Reyhanlı saldırısında adı geçen Heysem Topalca için, “Bu şahsın daha sonra Niğde Ulukışla törer saldırısına da karışan IŞİD militanlarını Türkiye’ye geçiren kişi olduğunu tespit edildi” dedi.
5 – Musul’da bir tek Türkiye’nin konsolosluğu tahliye edilmedi

Türkiye’nin Musul Başkonsolosluğu, kentteki diğer tüm yabancı temsilciliklerin tahliye edilmesine karşın bu yönde bir karar alınmayınca 11 Haziran 2014’te IŞİD militanlarının silahlı baskınına uğradı. Başkonsolos Öztürk Yılmaz’ın da aralarında olduğu 49 kişi rehin alındı.
Rehineler tam 102 gün sonra serbest bırakıldı. IŞİD’le rehine pazarlığını MİT’in yürüttüğü ve 49 yurttaşa karşılık 180 IŞİD militanının serbest bırakıldığı öne sürüldü.
Erdoğan bu yöndeki iddialara, “102 günün sonunda 49 kardeşimizi oradan kurtarmış olduk. Efendim nasıl kurtardınız? Ne verdiniz? Ne verdiysek verdik. İşi bitirdik mi, sen ona bak” karşılığını verdi.
Serbest bırakılan IŞİD militanları arasında İslam karşıtı yazar Lars Hedegaard’ı Kopenhag’da öldürmeye çalıştıktan sonra Türkiye’de yakalanan ve iadesi de istenen B.H.’nin de olduğu iddiası, Danimarka ile Türkiye arasında diplomatik krize neden oldu.
6 – Paris zanlısının ses kayıtları ortaya çıktı
Fransa’nın başkenti Paris’te üç Kürt kadın siysetçi Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Söylemez, 9 Ocak 2013’te Kürdistan Enformasyon Bürosu’nda gerçekleştirilen saldırıda öldürüldü.
Katil zanlısı olarak tutuklanan Ömer Güney’in MİT’le ilişkili olduğu öne sürüldü. Güney’e ait olduğu iddia edilen bir ses kaydı 14 Ocak 2014’te internet sitelerine sızdırıldı. Söz konusu kayıtta, iki MİT görevlisiyle konuştuğu öne sürülen Güney’in suikast için para istediğine yönelik ifadeler yer alıyordu.
Kaydın sızdırılmasından bir gün sonra ise MİT’e ait olduğu ileri sürülen bir belge yayınlandı. Filigranlı belgede, MİT’in Ömer Güney’e, Sakine Cansız’a yönelik suikast için 6 bin avro verdiği iddiası öne çıkıyordu.
Belgeyi doğrudan yalanlamayan MİT, söz konusu yayınlarla süreçte görev alan personelin deşifre edildiğini savunurken, olayla ilgili ‘iç soruşturma’ başlatıldığını duyurdu.
Kandil’de Cumhuriyet’ten Ahmet Şık’a konuşan KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık da suikastın MİT tarafından gerçekleştirildiğini bizzat Hakan Fidan’ın kendilerine söylediğini belirtti. Bayık şunları söyledi: “MİT, ‘Cinayet bizim tarafımızdan yapılmıştır, bunu inkâr etmiyoruz’ dedi. MİT içinde bazı kanatların olduğu ve onları yaptığı söylendi. Bizimle görüşenler olayın kendileri dışında olduğunu söyledi. Hakan Fidan öyle söyledi. Ama bize göre MİT bir bütün olarak o cinayetlerden haberdardır.”
7 – Fidan da dinlendi!
17 Aralık 2013 tarihinde başlayan yolsuzluk operasyonunun ardından ortalığa saçılan tapelerle MİT’in ruhu bile duymadan Türkiye’de başbakan dahil birçok ismin dinlendiği ortaya çıktı.
MİT açısından en vahimi ise bizzat Fidan’ın da dinlendiğiydi.
AKP hükümetinin Suriye’ye müdahale planladığı iddialarının havada uçuştuğu bir dönemde ortaya çıkan ses kaydı, tam da bu iddiaları doğrulayacak içerikteydi.
YouTube’a ‘seçim güdümü‘ isimli hesaptan yüklenen ve ‘ortam dinlemesi‘ olduğu anlaşılan kayıtta, dönemin dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ve dönemin Genelkurmay 2. başkanı Yaşar Güler konuşuyordu.
Fidan Suriye’yi kastederek, ‘öbür tarafa dört tane adam gönderip boş alana sekiz tane füze attırmanın sorun olmadığını‘ söylüyor, ancak bunun için siyasi irade gerektiğini vurguluyordu.