Eyüp ve Üsküdar, İstanbul’un sosyolojik olarak benzerlikler içeren ve bu benzerliklerin seçim sonuçlarına yansıdığı iki ilçesi. Muhafazakarlıkla sekülerliğin bir ahenk içinde birlikte var oldukları bu iki ilçede Refah Partisi’nden başlayarak AKP’ye uzanarak devam eden siyasal gelenek 30 yıl sonra, son yerel seçimlerde iktidarlarını kaybettiler. Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklanması ve türlü baskı yöntemleriyle Üsküdar’ın AKP’ye geçirilmesinden sonra, intikam sırası Eyüp’e geldi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca Çankaya Belediyesine yönelik yürüttüğü ‘yolsuzluk’ soruşturmasında, Eyüpsultan Belediye Başkan Yardımcısı Hasan Karabulut’un aralarında bulunduğu iki ismin 24 Temmuz 2026 günü tutuklanması, AKP’nin elinin Eyüp’ün ensesinde durmaya devam ettiğinin açık kanıtıydı. Doğup büyüdüğüm Eyüp’te, tarihi Eyüpsultan Camii’nin önündeki meydanda Erbakan’ı ve Erdoğan’ı birçok kez dinlemiştim. Tıpkı Üsküdar gibi Eyüp’ün de 30 yıl sonra kaybedilmiş olmasının insanın bir Saray’da bile uykularını kaçırabileceğini tahmin etmek zor değil.
Eyüpsultan Belediye Başkanı Özmen’in aralarından bulunduğu 28 kişinin gözaltına alındığı son operasyonun nereye bağlanacağını göreceğiz. Gözaltı alınanlardan 20’ye yakınını daha önceki dönemden itibaren görev yapan bürokratların oluşturduğu söyleniyor. Ortalıkta bir süredir Özmen’in AKP’ye geçebileceği yönünde kimi dedikodular dolaştırılsa da kendisini tanıyanlardan görüşlerine güvendiğim kişiler, AKP’ye geçeceğini düşünmediklerini belirtirken, bu gözaltının bu baskılara boyun eğmediği için gerçekleştiğini ifade ettiler.