Engin Solakoğlu: Fransızlar direnmeyi seviyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Lise öğrencileri 17 Eylül’den beri Paris ve banliyölerde küçük ateşler yakıyorlardı.

Sokakta kabaca üç grup var. Birincisi polise mensup provokatörler. İkincisi, kapitalist sistemin çoktan beridir kaderine, yani işsizlik, suç ve uyuşturucuya terk ettiği, topluma baskısını arttırmak için bahane olarak kullandığı banliyö gençleri, üçüncüsü ise liseliler. İkinci grup da şiddete başvuruyor.

Liselileri kendi içinde iki gruba ayırabiliriz. İlk grup kamuya ayrılması gereken kaynakların sermayeye aktarılması yüzünden kalabalık, havasız, sağlıksız, adeta dökülen okullarda, yetersiz sayıda öğretmenle eğitim görenler. Bunlar en büyük grup.

İkinci grup ise azınlık ama açıkçası Fransa’da ve dünyada insanlığın ölmediğine dair umutlarımızı taze tutuyor. Bunlar başta Paris olmak üzere kent merkezlerinde bulunan son derece donanımlı okullarda eğitim gören gençler. Sokağa çıkma sebeplerinden biri kendilerinin yararına gibi görünen eşitsizliğe duydukları tepki.

Liselilerin ezici çoğunluğu, medyada yansıtıldığı gibi şiddete filan başvurmuyorlar. Aksine polis şiddetinin hedefindeler. Bu arada başvursalar da bu kendi başına bir suç değil. Hakkını vermiyor ve sana şiddet uyguluyorlarsa karşılık vermekte bir gariplik yok.

Bu arada insanlık adına bir güzellik de öğretmen ve okul yöneticilerinin, velilerle birlikte çocukları sermayenin itinayla  faşistleştirilmiş kolluğundan korumak için gösterdikleri gayret.

 Neoliberal zehirle iyice beyinsizleşmiş Anglosaksonlar, medyaları ve dünyayı o pencereden izleyen yarım akıllılar ne derlerse desinler Fransızlar direnmeyi seviyor, bir kavgaya girerken “kazanır mıyız” diye düşünmüyorlar.

Engin Solakoğlu’nun yazısı