Aynı tartışmayı neden iki kişi bambaşka hatırlar?

Dr. Pınar Şengül*

Bir tartışmanın en sinir bozucu cümlesi bazen tartışmanın kendisinden sonra gelir:

“Ben öyle bir şey demedim.”

Karşı tarafın cevabı hazırdır:

“Birebir öyle dedin.”

İki insan da son derece emin olabilir.

Hatta ikisi de yalan söylemiyor olabilir.

Çünkü belleğimiz bir kamera değil.

Bir olayı yaşarken beynimiz bütün ayrıntıları eşit biçimde kaydetmiyor. Dikkatimizi çeken, bizi tehdit eden, utandıran, öfkelendiren ya da duygusal olarak önemli gelen parçalar daha güçlü biçimde işlenebiliyor. Geri kalan ayrıntılar ise silikleşebiliyor.

Olay bittiğinde de hafıza olduğu gibi raftan indirilmiyor.

Hatırlarken anıyı yeniden kuruyoruz.

İşte çift tartışmalarında işler burada karışıyor.

Bir kişi için konuşmanın merkezi söylenen kelime olabilir. Diğeri için ses tonu. Biri, “Beni hiç dinlemiyorsun” cümlesini hatırlarken, diğeri o cümlenin öncesindeki yarım saatlik sessizliği hatırlıyor olabilir.

Aynı sahnenin içinde iki farklı dikkat sistemi çalışıyor.

Üstelik ilişkiye dair daha eski beklentilerimiz de hatırladıklarımızı etkileyebiliyor.

Çiftlerle yapılan deneysel çalışmalar, bağlanma örüntülerinin bir çatışmadan yalnızca bir hafta sonra bile insanların kendi davranışlarını nasıl hatırladıklarıyla ilişkili olabildiğini gösterdi.

Yani bazen yalnızca ‘Ne oldu?‘yu değil, ‘İlişkinin nasıl olduğuna inanıyorum?‘ sorusunun filtresinden geçmiş bir geçmişi hatırlıyoruz.

Duygu da bu seçimi büyütüyor.

Öfke yükseldiğinde beynin önceliği kusursuz bir tutanak tutmak değil. Tehdidi anlamak, hızlı tepki vermek ve kendimizi korumak. Dikkat daralabiliyor; bazı ayrıntılar büyürken bazıları geri planda kalabiliyor.

Bu yüzden “Ben bunu kesin hatırlıyorum” cümlesi, ‘Bu tam olarak böyle oldu‘ anlamına gelmiyor.

Kesinlik ve doğruluk aynı şey değil.

2026’da Memory dergisinde yayımlanan bir değerlendirme de bellek konusunda kendimize duyduğumuz güvenle gerçek doğruluk arasındaki ilişkinin düşündüğümüz kadar basit olmadığını yeniden hatırlatıyor. İnsan bazen çok emin olabilir ve yine de yanılabilir.

Bu elbette her anlaşmazlıkta iki tarafın da eşit derecede haklı olduğu anlamına gelmez.

Şiddet, tehdit, hakaret ya da tekrar eden davranış örüntülerini ‘hafıza farklılığı’ diyerek silmek doğru olmaz.

Ama gündelik ilişki çatışmalarında bazen hedefi değiştirmek işe yarayabilir.

“Kim doğru hatırlıyor?” yerine şöyle sormak gerekiyor.

“İkimizin de hatırladığı ortak çekirdek ne?”

“Bende ne kaldı?”

“Sende ne kaldı?”

“Bu konuşmada seni en çok ne yaraladı?”

Bunlar bir yargıcın soruları değil. İlişki soruları.

Bir tartışmayı çözmek için bazen geçmişin eksiksiz kaydına değil, iki insanın o geçmişi neden farklı yaşadığına ihtiyacımız var.

Aslında yakın ilişkilerde hafızanın en zor yanı unutmak değil. Aynı şeyi yaşayıp farklı şeyler hatırlamaktır.

*Dr Pınar Sengül, çift terapisti/ nöropsikolog/bilim yazarı