Osman Sert: Bunların olmadığı bir ortamda 90 milyonluk terapi odasına ihtiyaç var

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Memlekette neden birlikte ortak başarılara imza atamıyoruz sorusunun temelinde belki de bu kabul yatıyor. Herkes kendi yaptığını tek doğru sayıyor. Kişi öyle kabul etmese zaten öyle davranmaz, kabul. Asıl problem, kendi yaptığını kesin, mutlak, tartışmasız doğru bulmaktan öte; kalan herkesin durduğu yerin de yanlış, yanlışın ötesinde dipsiz ve düzeltilmesi şart hatalı olduğundan hareket etmek.

İktidar bazı cemaatlere neden şimdi, neden bu sırayla müdahale ediyor başlığının ayrıca tartışılması gerek. Ancak dini, ideolojik ya da siyasi cemaatler, partileri siyasi cemaat olarak tarif etmek çok da yanlış değil, diğerlerine yapılan haksızlıkları adaletin tecellisi olarak görmekte zorlanmıyor. Kendi cemaatimizden olmayanların eğitim hakkı kısıtlanırken ya da belediye başkanları görevden alınırken ses çıkarmayınca sıra değişip bu sefer tersi yaşanmaya başlıyor.

Kendisinin tek ve mutlak doğru olduğu kabulü diğerine haksızlık yapılmasını meşrulaştıran bir zemin haline geliyor. Gücü ele geçiren istediğini yapma özgürlüğüne kavuşunca ne pahasına olursa olsun güçten düşmemek ya da gücü ele geçirmek, daha da güçlü olmak ana amaç haline geliyor.

Başkalarının haklı olabileceğine dair empati geliştirebilmek için ciddi bir kültürel zemin, bireysel özgüven, kurumsal öngörülebilirlik, hukuk devletinin sağlayacağı güvence gerekiyor. Çok mu zor? Bunların olmadığı bir ortamda 90 milyonluk terapi odasına ihtiyaç var gibi duruyor.

Osman Sert’in yazısı