Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun rahim ağzı kanserinden koruyan HPV aşısının ulusal aşı programına alınmasıyla ilgili son sözleri şaşkınlıkla karşılandı. Memişoğlu bazı bilim insanlarının, Türkiye için aşının gerekliliğinin tartışılması gerektiğini düşündüğünü söyledi.

Eski Sağlık Bakanı Fahrettin Koca HPV aşısının aşı takvimine alınacağına 2022’de söz vermiş ama görev süresi boyunca yerine getirmemişti. Arkasından gelen Memişoğlu da benzer vaatte bulundu. 2025 sonunda, 15 yaşın üstündekilere yapılabileceğini söyledi. Hatta bir yandan aşı tedarikiyle ilgili görüşmeler de sürüyordu.
Derken Memişoğlu önceki gün basın toplantısında bu kez, HPV aşısıyla ilgili tartışmanın komisyonda sürdüğünü şöyle ifade etti: “HPV aşısı Türkiye’de yapılsın mı yapılmasın mı, bilim insanları hala tartışıyor. Bir karar verilmiş değil. Ben bunu açıkladıktan (aşı takvimine alınması) sonra bazı bilim insanları geldiler, ‘Bunu açıkladınız ama biz bunun karşıt görüşüyüz, buna gerek yok.’ dediler. Çünkü HPV oranlarımız farklı, kanser yapma oranlarımız, HPV profilimiz de farklı, versiyon anlamında. ‘Bunu tartışalım, ondan sonra yapalım,’ dediler… Bir yararı olacaksa programa almamız lazım; olmayacaksa niye alalım? Faydası olmayacak bir şeye devletin, milletin parasını niye vereyim?”
Aşı birincil koruma
Bakanın sözünü ettiği bilim insanlarının kim olduğu ve hangi bilimsel verilere dayandığı merak konusu oldu. Diken’in kaynaklarından öğrendiğine göre Bağışıklama Danışma Kurulu’nun böyle bir tavsiyesi yok.
Bilim dünyası artık HPV aşılamasının etkisini tartışmıyor bile. Genel kabul gören görüşe göre aşı birincil korumada etkili. Tarama programlarıysa ikincil koruma sayılıyor.
Dünya Sağlık Örgütü, 2018’de rahim ağzı kanserinin aşı sayesinde elimine edilebilecek ilk kanser olduğunu ilan etmişti.
Nitekim HPV aşısının koruyuculuğu yüzde 90-100’e kadar çıkıyor. 9-13 yaş arasındaki kız çocuklarına HPV aşılaması, rahim ağzı kanserlerininin önlenmesinde maliyet etkin halk sağlığını koruma önlemi olarak kabul ediliyor.
Türkiye’de 14 bin ölüm aşıyla önlenebilirdi
HPV aşılamasıyla 2012’den beri dünyada 86 milyon rahim ağzı kanseri; 1,4 milyon ölüm önlendi. Türkiye de o tarihte çocuklarını aşılamaya başlasaydı, en az 14 bin ölümün önüne geçilebilirdi.
ABD, İngiltere, Almanya, Avustralya, Kanada, Belçika, Norveç, Finlandiya, Portekiz ve Fransa’nın yanısıra Libya’dan Endonezya’ya, Nijerya’dan Suudi Arabistan’a kadar 164 ülke HPV aşısıyla çocuklarını korumaya aldı. Bazıları hem kız hem de erkek çocuklarını aşılıyor. Türkiye’de bir çocuğun bu şansı yakalaması için ailesinin bütçesinden yaklaşık 16 bin 500 lira ayırması gerekiyor.
Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre 2021-2025 arasında 19 milyon 720 bin kadının (30-65 yaş arası) HPV taramasından (HPV DNA testiyle) geçirilmesi hedefleniyordu. Taranan kadın sayısı 12 milyon 526 binde kaldı. Bunlarda HPV DNA pozitifliği oranı yüzde 4,85 saptandı. Bu, yaklaşık olarak 608 bin kadın demek.
Rahim ağzı kanseri verilerine gelince, sıklığı 100 bin kadında 4,5. Her yıl 2 bin 593 kadın rahim ağzı kanseri tanısı alıyor. Ölüm hızıysa yüzbinde 1,7.
Az görülüyorsa kolposkopi için neden aylarca bekleniyor?
Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Prof. Dr. Cem Baykal jinekolojik onkolojiyle de çok ilgili. Ablasını rahim ağzı kanserinden kaybeden Baykal, “Hastalarımın önemli bir kısmı jinekolojik kanser. Keşke aşılanıp kanser olmasalar ve bize gelmeselerdi. Rahim ağzı kanseri en erken evrede yakalansa bile en azından cinselliği gidiyor” dedi.
HPV’nin 200’den fazla tipi var. Tip 16 ve tip 18 rahim ağzı kanserlerinin yüzde 70’inden sorumlu tutuluyor. Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü kanser tarama programına göre Türkiye’de tip 16 ve tip 18’in yanı sıra tip 31, tip 33 ve tip 35 de sık rastlanan önemli tipler.
Tarama sonucu HPV tip 16 ve tip 18 pozitif olanlar, kolposkopi yapılması için teşhis merkezine yönlendiriliyor.
Baykal “Mademki bizde sık görülen virüs tipleri farklı, neden Avrupayla aynı tiplere kolposkopi yapılıyor?” diye sordu. Kamu kurumlarında kolposkopi yaptırabilmek için 4-6 ay beklemek gerektiğini belirten Baykal, şunları söyledi: “Kolposkopi için bekleyen o kadar çok ki 6 ay sonrasına randevu verilebiliyor. Öne sürdükleri gibi bizde hasta azsa, bu kadar uzun bekleme sırası neden var?
Hastalar beklememek için koşullarını zorlayıp, bize geliyorlar. Kolposkopi ameliyat değil, radyoterapi değil, çok teknolojik (mikroskopla bakılıyor) bir şey de değil. Tek kolposkopla günde 20 kadına bakılabilir.
Kanser kayıtları iyi tutulamadığı (her tanı bakanlığa bildirilmiyor) için Türkiye’deki gerçek sayıları bilmiyoruz. Ancak bazı iddiaların aksine rahim ağzı kanseri sıklığı Rusya’yla, Amerika’yla aynı.”
Aşının maliyeti, kanser tedavisinden fazla değil
Baykal yeni tanı sayısının az görülmemesi gerektiğini söyledi: “Bunlar mevcut hasta havuzuna eklenenlerin sayısı. Yıllarca mücadele ediliyor. Tedaviler, tekrar tekrar biyopsiler, PET çekimleri yapılıyor. Aşının maliyeti hesaplanıyor ama devlet bunlara da ‘masraf’ yapıyor.”
Rahim ağzındaki hücrelerin yapısının bozulması (CIN) halinde düzeyine göre, müdahale ediliyor. CIN 2 ve CIN3’de konizasyon (rahim ağzından koni şeklinde bir doku parçasının cerrahiyle çıkarılması) yapılması gerekiyor. Baykal, “Senede kaç hastaya kolposkopi, konizasyon yapmak zorunda kalıyoruz? Bunların sayısını bakanlık biliyor mu? Aşılansalardı bu işlemlerin hiçbirine gerek kalmayabilirdi” dedi.
Ne kadar erken o kadar iyi
Enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol ise “Kanserin saptanması gecikilmiş vaka demek” dedi. Yani tarama programından geçmemiş, yakalanmamış hastalar bunlar. Şenol ayrıca bakanlığın evrensel aşı politikalarına da bakması gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin HPV tipleriyle ilgili verilerinin güncel olmadığını belirten Şenol, “HPV profimizin başka ülkelerden farklı olduğunu düşünmüyorum. Japonya bir ara HPV aşılamasında geri adım attı, 15-35 yaş arası kadınlarda HPV sıklığı yükseldi. Onun üzerine tekrar düzenli aşılamaya başladılar. Hala Avrupa’nın ve Amerika’nın rakamları hala yakalamaya çabalıyorlar.
Aşılama ne kadar erken yaşta başlarsa o önleyici etkisi o kadar artıyor. Aşının kanseri önleyici etkisi çoktan kanıtlandı. Avustralya, Birleşik Krallık çocuk yaşta aşıladıklarında artık kanser görmeme noktasına geldi.”