Deniz Ülke Kaynak: Terörsüz Türkiye'yi tartışır­ken güvenlik ile güvendelik arasındaki farka değinmemiz gere­kiyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Terörizm denilen şey bir şid­det hareketinden ibaret değil. Siyasi bir hedefi, sosyolojik ve ekonomik bir tabanı, psikolojik bir dinamiği olmadan gelişip ku­rumsallaşamıyor. PKK türü ör­gütler kendisine sadık milyon­larca sempatizandan oluşan bir halk desteği ile bütünleşince ba­sitçe terörist öldürerek altından kalkılacak bir sorun olmaktan çıkıyor.

Yasanın kabul edilme­si önemli bir hukuki adım olsa da kronikleşmiş bir kimlik ça­tışmasının sona ermesi, sadece silahların bırakılmasıyla müm­kün olamıyor. Zira toplumların kolektif hafızadaki deneyimleri, anlatıları, korku ve alışkanlıkla­rı daha uzun soluklu bir takvime ihtiyaç gösteriyor.

Tam da bu nedenle Terörsüz Türkiye’yi konusunu tartışır­ken güvenlik ile güvendelik ara­sındaki farka değinmemiz gere­kiyor. Güvenlik dediğimiz şey, esasen bir tehlikenin varlığı ya da yokluğu üzerinden şekille­nen somut bir olgu. Güvende­lik duygusu ise verili koşullarda insanın kendisini nasıl hisset­tiğiyle ilgili. İki kavram birbiri­ne paralel gibi görünse bile aynı değil.

Zira bireylerin son derece güvenli bir ortamda kendilerini tehlikede hissetmesi mümkün; tıpkı ciddi risklerin ve tehditle­rin bulunduğu bir ortamda gü­vende hissetmesi gibi. Güven­lik dediğimiz şey bizi çevrele­yen koşullara ilgili, diğeri ise o koşulları nasıl algılandığımızla.

Bu bağlamda PKK’nın silah bırakması, Türkiye’nin güven­liğini artıracak bir durum olsa da toplumdaki güvendelik his­sini eş zamanlı olarak geliştire­meyebilir.

Deniz Ülke Kaynak’ın yazısı