Güney illerindeki yedi tabip odası, bölgede ve kıyalarda hızla artan mikroplastik kirliliği ve kontrolsüz plastik atık yüküne karşı sorumluları acil harekete geçmeye çağırdı.

Adana, Adıyaman, Gaziantep, Hatay, Kilis, Mersin ve Osmaniye Tabip Odaları’nın ortak çağrısında konunun acil ve doğrudan bir halk sağlığı krizi olduğu söylendi: “Akdeniz’in, gıdamızın ve bölge halkının sağlığını korumak; hekimler, kamu kurumları, yerel yönetimler ve tüm toplumun ortak sorumluluğudur.”
Akdeniz, dünya denizlerinin yalnızca yaklaşık yüzde 1’ini oluşturuyor. Ancak bilimsel araştırmalara göre mikroplastik yoğunluğunun en yüksek olduğu denizlerden biri. Yarı kapalı bir deniz olması nedeniyle plastik atıklar uzun süre sistem içinde kalarak birikiyor.
Açıklamada insanın kendi tarihte ilk kez, ürettiği sentetik bir maddeyi kendi kanında, organlarında ve çeşitli dokularında taşıdığı vurgulandı:
“Birer hekim ve halk sağlığı savunucusu olarak uyarıyoruz: Mikro (5 mm’den küçük) ve hücresel zarları aşabilen nanoplastikler yalnızca çevresel bir birikim değildir. Deniz ürünleri, tarımsal ürünler, sofra tuzu, içme suları ve solunan hava aracılığıyla besin zincirine ve kan dolaşımımıza katılarak organlarımıza ulaşmaktadır.
Son bilimsel araştırmalar ve otopsi çalışmaları; mikroplastiklerin beyin, akciğer, karaciğer, böbrek, kemik iliği ve anne ile bebek arasındaki bağı sağlayan plasentada saptandığını ortaya koymuştur. Plasentadaki varlığı, henüz doğmamış bebeklerin dahi bu kirlilikle yaşamın en erken döneminde maruz kaldığını göstermektedir.
Ayrıca son yıllarda yayımlanan çalışmalar, damar plaklarında saptanan mikroplastiklerin kalp krizi, inme ve kardiyovasküler ölüm riskinin artışıyla ilişkili olabileceğine işaret etmektedir.”
Plastiklerin yapısında bulunan veya ortamdan emdikleri fitalatlar, Bisfenol A (BPA), kalıcı organik kirleticiler (POPs) ve ağır metallerse, endokrin (hormon) sistemini bozuyor, inflamasyon, oksidatif stres ve metabolik dengesizliklere yol açıyor, bağışıklık sistemini baskılıyor, üreme sağlığını olumsuz etkiliyor, gelişmekte olan organ sistemleri nedeniyle özellikle çocuklar, gebeler ve kırılgan gruplar üzerinde nesiller arası risk oluşturarak kanser dahil birçok kronik hastalık riskini artırıyor.
Geri dönüşüm ‘mit’
Sorun sadece denizlerimizle sınırlı değil. Türkiye, özellikle Çin’in plastik atık ithalatını durdurmasının ardından gelişmiş ülkelerin plastik atık hedeflerinden biri hâline geldi. Açıklamada ‘geri dönüşüm’ söyleminin, plastik üretimini sınırlandırmadan sürdürülebilirlik yanılsaması yaratan bir ‘mit’ olduğu belirtilerek şunlar söylendi: “İthal edilen atıkların önemli bir bölümü geri dönüştürülememektedir. Plastik atık ithalatı, depolama alanları ve yasa dışı yakma tesisleri özellikle Çukurova Havzası’nda, tarım arazilerinin ve su kaynaklarının çeperinde, yoksul ve dezavantajlı mahallelerde yoğunlaşarak ciddi bir çevresel adaletsizlik yaratmaktadır. Bu atıkların kontrolsüz bertarafı ve yakılması sonucu açığa çıkan dioksinler, furanlar, karbonmonoksit ve diğer toksik kirleticiler; solunum sistemi hastalıkları, kanser ve diğer kronik hastalıkların yükünü artırmaktadır.
Öte yandan, plastik atık toplayıcıları ve geri dönüşüm tesislerinde koruyucusuz çalışan işçiler (çoğu zaman kayıt dışı çalışanlar, göçmenler ve çocuklar), bu toksik maddelere doğrudan maruz kalarak en ağır mesleki ve çevresel sağlık risklerine göğüs germek zorunda bırakılmaktadır. Bugün plastiklerden elde edilen ekonomik kazanç endüstriye kalırken; sağlık, iş güvenliği ve çevre maliyeti çalışanlara, bölge halkına ve gelecek kuşaklara yüklenmektedir.”
Sorunun yapısal, kamusal ve çok sektörlüd olduğu belirtilen açıklamada şu kurumlar göreve çağrıldı:
- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı,
- Sağlık Bakanlığı (Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü)
- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
- Tarım ve Orman Bakanlığı
- Ticaret Bakanlığı
- Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı
- Kültür ve Turizm Bakanlığı
- Bölge Valilikleri ve Bölge Milletvekilleri
- Büyükşehir Belediyeleri, İl ve İlçe Belediyeleri
- İl Sağlık Müdürlükleri
- Üniversiteler, Araştırma Enstitüleri ve ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü
- Meslek Odaları, Akademik Odalar ve Sendikalar
- Sanayi ve Ticaret Odaları ile Organize Sanayi Bölgeleri
Taleplerse şöyle sıralandı:
- Plastik atık ithalatı derhal yasaklanmalıdır. “Geri dönüşüm” adı altında yürütülen plastik atık ithalatı sonlandırılmalı; sınır denetimleri güçlendirilmeli ve mevcut tesisler bağımsız, şeffaf ve insan sağlığını esas alan kriterlerle denetlenmelidir.
- Düzenli biyo-izleme ve veri şeffaflığı sağlanmalıdır. Sağlık Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı koordinasyonunda; su, toprak, deniz canlıları, gıdalar ve okul ortamlarından düzenli örnekler alınmalı, insan doku maruziyetini izleyen biyo-izleme programları oluşturulmalı ve tüm sonuçlar kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
- Geri dönüşüm sektöründe iş sağlığı ve güvenliği önlemleri eksiksiz uygulanmalıdır. Sektörde çalışan tüm işçilerin toksik maruziyetleri düzenli olarak izlenmeli, uygun kişisel koruyucu donanımın sağlanması ve etkin kullanımı güvence altına alınmalı, kayıt dışı ve güvencesiz çalıştırma derhal engellenmelidir.
- Okullarda ve kamu kurumlarında tek kullanımlık plastiklerin kullanımı kademeli olarak sonlandırılmalıdır.
- Halk sağlığı erken uyarı ve risk iletişim sistemi kurulmalıdır. Bölge halkı, tarım ve balıkçılık sektörü ile tüm ilgili paydaşlar toksik maruziyetler ve gıda güvenliği konusunda düzenli ve şeffaf biçimde bilgilendirilmelidir.
- Doğu akdeniz bölgesel mikroplastik eylem planı hazırlanmalıdır. Üniversiteler, kamu kurumları, yerel yönetimler ve meslek örgütlerinin katılımıyla düzenli çevresel izleme, kaynak azaltımı, kirlilik kontrolü ve halk sağlığı müdahalelerini içeren bölgesel bir eylem planı oluşturulmalıdır.