Uluslararası çevre örgütü Greenpeace sıkılarak yenilen ve plastik ambalajlarda satılan bebek gıdalarında binlerce mikroplastik parçacığı bulunduğunu ortaya koydu.

‘Küçük Plastikler, Büyük Sorun: Bebek Gıdası Plastik Poşetlerinin Gizli Riskleri’ başlıklı rapor, ABD’de üretilmiş ve Avrupa merkezli bir çevrimiçi perakendeciden temin edilmiş ürünler üzerinde testler yapan bağımsız araştırma kuruluşu SINTEF Ocean’a dayanıyor.
Testlerde Danone Happy Baby Organics ve Nestlé Gerber markalı plastik ağızlıklı poşetlerdeki bebek gıdalarında gram gıda başına onlarca mikroplastik parçacığı tespit edildi.
Testlerle Danone Happy Baby Organics meyve pürelerinde gram başına ortalama 99’a kadar, Nestlé Gerber yoğurt pürelerindeyse gram başına 54’e kadar mikroplastik parçacığı saptandı.
Danone ürünlerinde tek bir poşetteki toplam parçacık sayısı 11 bini, Nestlé ürünlerinde ise 5 bini aşıyor.
Isıtmayla dört milyon mikroplastik parçacığı gıdaya geçebilir
Mikroplastikler doğrudan ambalajdan geçiyor olabilir. Testler, bebek gıdasında bulunan bazı mikroplastiklerle ambalajın iç kaplamasında kullanılan polietilen arasında doğrudan bir bağlantı olduğuna işaret ediyor. Bağımsız araştırmalar, plastik bir kabın yalnızca üç dakika mikrodalgada ısıtılmasıyla yaklaşık 4 milyon mikroplastik parçacığının gıdaya geçebildiğini gösteriyor.
Nestlé Gerber ürünlerinde bu kimyasallara ek insan sağlığına zararlı olabilecek başka bir madde de saptandı. Endokrin bozucu kimyasallara bebeklik döneminde düşük doz maruziyetin bile üreme sistemi, büyüme ve metabolizma üzerinde kalıcı etkiler bırakabileceği biliniyor.
Esnek plastik ağızlıklı poşetler, 2025 itibarıyla bebek gıdası ambalajları arasında hacim bazında küresel pazarın yüzde 37,15’ini oluşturuyor. 2031’e kadar yıllık yüzde 8,18 büyüme oranıyla bu payın artması bekleniyor.
‘Bebeklerin sağlığı firmaların insafına kalmasın’
Greenpeace Türkiye Sosyal ve Ekonomik Sistemler Kampanya Sorumlusu Berk Butan, şunları söyledi:
“Plastik ambalajlar son yıllarda hızla normalleştirdiğimiz gıda paketleri haline geldi. Ancak bu yaygınlaşma gezegeni ve bizlerin sağlığını tehlikeye atan ciddi riskler taşıyor. Bu araştırma bunu somut rakamlarla ortaya koyuyor.
İnceleme yalnızca iki markayı kapsıyor olsa da bulgular, bu tür ambalaj kullanan diğer tüm markaları da etkileyecek nitelikte. Dolayısıyla plastikle temas eden ürün satan her marka, tüketicileri mikroplastiklere ve plastik kimyasallarına maruz bırakmadığını bağımsız testlerle kanıtlama sorumluluğunu üstlenmeli.
Bu konuda hükümetlerin de ihtiyatlı davranarak halk sağlığını koruma amaçlı önlemler alması ve bağlayıcı yasal düzenlemeler yapması şart. Zira belirsizlik, güvenlik anlamına gelmiyor. Bu bulgular ortadayken şirketlerin daha kapsamlı incelemeler yürütmesi ve sonuçlarını kamuoyuyla paylaşması gerek.”
‘Plastik üretimi sınırlandırılsın’
Butan, plastiklerin üretildikleri andan itibaren tüm yaşam döngüleri boyunca gezegene ve bize zarar verdiğini, bunun engellenmesi gerektiğini belirtip devam etti: “Bunun için de önümüzde güçlü bir fırsat var: Birleşmiş Milletler Küresel Plastik Anlaşması. Hükümetlerin ilerici davranması ve plastik üretimini sınırlayan, gezegenin ve bizlerin sağlığı için zararlı ambalajları ve kimyasalları ortadan kaldıran bağlayıcı taahhütlerin bu anlaşmaya dahil edilmesi gerekiyor.
Plastiksiz Gelecek kampanyamızla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın plastik üretimini sınırlayan güçlü bir anlaşmayı desteklemesini talep ediyoruz.”