Haluk Tükel: Türkiye tarihini yalnız liderlerin üzerinden okumak çoğu zaman yanıltıcıdır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye tarihini yalnız liderlerin kişisel özellikleri üzerinden okumak çoğu zaman yanıltıcıdır. Çünkü büyük liderler yalnız kendi iradeleriyle tarih yapmazlar; aynı zamanda içinde bulundukları dünya düzeninin, ekonomik yapının, toplumsal enerjinin ve devlet krizlerinin içinden geçerek karar alırlar.

II. Abdülhamid, Vahdettin, 1923–1945 Mustafa Kemal devlet kuruluş dönemi, 1945–2002 Atatürk devlet yönetim anlayışı dönemi, 2002–2016 Erdoğan I dönemi ve 2016–2026 Erdoğan II dönemi birbirinin tekrarı değildir; ancak hepsi Türkiye’de devletin kriz anlarında nasıl düşündüğünü gösteren büyük tarihsel eşiklerdir.

Türkiye’de liderleri anlamak için onları yalnız kendi tercihleriyle değil, karşı karşıya kaldıkları tarihsel zorunluluklarla birlikte değerlendirmek gerekir.

Atatürk dışa kapalı, tarımsal ağırlığı yüksek, sermaye birikimi zayıf, savaşlardan yorgun düşmüş bir ülkede 1929 Büyük Buhranı’nı ve ardından İkinci Dünya Savaşı’na giden otoriter Avrupa’yı göğüsledi.

Erdoğan ise dışa açık, sanayileşmiş ama dış finansmana, enerji ithalatına ve küresel sermaye hareketlerine bağımlı bir ekonomide 2008–2009 Dünya Mali Krizi’ni, ardından ABD-Çin rekabetiyle şekillenen yeni jeopolitik düzeni yönetti.

İki lideri de olumlamak ya da olumsuzlamak için değil, devlet aklının kriz karşısında nasıl değiştiğini anlamak için karşılaştırmak gerekir.

Haluk Tükel’in yazısı