Türkiye için konuşulan şey gerçekleşirse, Fed’in klasik merkez bankası swap hattından çok, Hazine-ESF tipi siyasi ve teminatlı bir destek ihtimali daha gerçekçi görünüyor. ABD, swap ya da Hazine desteklerini “iyi niyet yardımı” olarak değil, finansal istikrar, dolar sisteminin korunması, jeopolitik ortaklık ve ABD varlıklarının düzensiz satışını önleme gibi gerekçelerle verir.
Her dış finansman hattı, yanında siyasi ve ekonomik koşullar getirir. Türkiye böyle bir destek alırsa, kısa vadede rahatlar; fakat uzun vadede ekonomi politikasının bağımsızlık alanı daralabilir.
Washington’ın jeopolitik beklentileri artar, piyasa “Türkiye kendi kaynaklarıyla değil, dış destekle ayakta duruyor” algısına kapılabilir, ekonomi yönetimi yapısal sorunları çözmek yerine zaman kazanmayı tercih edebilir. En tehlikeli olan da budur: Geçici likidite kalıcı reformun yerine geçerse, bugünkü rahatlama yarının daha büyük kırılganlığına dönüşür.
Ayrıca seçim öncesinde gelecek bir destek, içeride siyasi olarak da tartışılır. İktidar bunu “uluslararası güvenin kanıtı” diye sunar. Muhalefet ise “seçim öncesi dış destek” veya “siyasi kredi” diye eleştirir.
Kalıcı iyileşme için enflasyonla mücadelede güven, bütçe disiplini, cari açık yönetimi, hukuk güvenliği, veri şeffaflığı ve üretim kapasitesi gerekir. ABD’den gelecek swap ya da Hazine desteği olsa olsa bir oksijen tüpüdür. Hastayı ayağa kaldırmaz; sadece nefes aldırır. Hastalığı tedavi edecek olan ise hâlâ içeride yazılması gereken doğru reçetedir.