İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) odaklı ‘yolsuzluk’ davası devam ediyor.
İBB Dijital Yayınlar Koordinatörü Ulaş Yılmaz, “Bir mailde CC’ye konulmuş diye bir suç olabilir mi? … Google Tag Manager’dan da dünyada yargılanan bir tek biziz” dedi.

9 Mart’ta başlayan davada 407 kişi yargılanıyor. Duruşma, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun (Silivri Cezaevi) karşısındaki salonda görülüyor.
Yargılamayı İstanbul 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi yürütüyor. Tutuklu sayısı şu an İmamoğlu dahil 84.
Davanın 18’inci duruşmasında İstanbul Senin uygulaması üzerinden kişisel verileri çalmakla suçlanan sanıklar konuştu.
Gazeteci Fatoş Erdoğan’ın aktardığına göre 68 yaşındaki CHP Bilgi İşlem Sorumlusu Orhan Gazi Erdoğan şu sözlerle savundu kendini:
*Sayın başkan, olmayan bir veriyi gönderdiğim iddiasıyla altı aydır özgürlüğümden mahrumum. Olmayan bir veriyi gönderdiğim ve varlığı dahi net olmayan bir uygulamaya dahil olduğum iddiasıyla bugün huzurunuzdayım. Bu durum, hem hukuki hem de vicdani açıdan kabul edilebilir değildir. Dışarıdan bakıldığında beş altı ay kısa bir süre gibi değerlendirilebilir; ancak dört duvar arasında geçirilen bu süre, insan ömründen çok daha büyük bir zaman dilimine tekabül etmektedir.
*Özellikle belli bir yaştan sonra, cezaevi koşullarında geçen her ay, dışarıdaki zamanın katbekat üzerinde bir ağırlık taşımaktadır. Bu süreçte hayatımın en önemli anlarından biri de ertelenmek zorunda kaldı. Tek evladımın nikâhı, yaşanan bu olaylar nedeniyle sürekli ertelenmektedir.
*Ailemle birlikte bu sürecin sona ermesini ve normal hayatımıza dönebilmeyi bekliyoruz. Annem’in rahatsızlığı nüksetti..daha iki yılı var mı acaba yaşayacak?
*Avukatım iddianameyi getirdiğinde orada ‘ikrar’ ibaresini görünce şok oldum. Ben neyi ikrar etmişim? Olmayan bir şeyi gönderdiğimi nasıl ikrar edebilirim?
*Aslında hiç var olmamış bir uygulama bu. Kendimi hiç olmamış bir şeyin içerisinde hissediyorum. Olmayan bir listeyi göndermek ve var olmayan bir uygulamaya dahil olmak iddiasıyla şu an buradayım.
*Sanırım Türkiye’de iddianamesi en kısa sürede hazırlanan kişi de benim. 7 Kasım’da tutuklandım, 11 Kasım’da iddianame çıktı.
İBB Dijital Yayınlar Koordinatörü Ulaş Yılmaz’sa savunmasında şunları dedi:
*Bir sabah kolluk kuvvetleri tarafından evimden alınmam, yaklaşık altı aydır cezaevinde ailemden, işimden ve sevdiklerimden ayrı kalmam açık bir haksızlıktır. Dosya kapsamında, şahsımın suçlu olduğunu gösterecek tek bir somut delil bulunmamaktadır. Hatta bana yöneltilmiş açık ve net bir suç isnadı dahi yoktur. Bu durum, en hafif ifadeyle ciddi bir özensizliğe, daha ağır bir ifadeyle ise büyük bir hataya işaret etmektedir.
*Dosya incelendiğinde; çok sayıda fotokopi belgeyle doldurulmuş, ancak kendi içinde rasyonel bir bütünlük taşımayan, dağınık ve çelişkili ifadelerden oluşan bir yapı görülmektedir. Bu haliyle dosyanın sağlıklı bir değerlendirmeye elverişli olduğu söylenemez. Ben, hiçbir şekilde kişisel verilerin hukuka aykırı olarak elde edilmesine, kaydedilmesine, işlenmesine veya yayılmasına neden olmadım. Herhangi bir örgütle bağlantım yoktur.
*Görevim gereği yaptığım işlemler dışında hiçbir yasadışı faaliyetin içinde bulunmadım. Çıkar amaçlı hiçbir girişimim olmamıştır. Çalıştığım kurumun olağan ve yasal faaliyetleri dışında kimseden bir hizmet almadım, kimseyle gizli ya da yasadışı bir ilişki kurmadım.
*Ailem yıllardır kamu hizmeti içinde olan bir ailedir. Babam, dedem, akrabalarım öğretmendir; kardeşim hekimdir. Eşim ve ailesi de kamuya hizmet eden, mesleki itibarı yüksek bireylerden oluşmaktadır. Ben de bu değerlerle yetişmiş biriyim. Tüm bu gerçekler ortadayken, altı aydır tutuklu bulunmam akıl ve mantıkla açıklanabilir değildir. Aylarca aynı soruyu kendime sordum, bugün de huzurunuzda soruyorum: Ben neden buradayım?
*Oda yakınlığı örgüt üyeliğine gerekçe olur mu? Neymiş odam yakınmış!
*İki buçuk yaşındaki kızımdan uzak bırakılmak ve vicdanlara sığmamak. Kızım beni şeyde sanıyor, yani iş yeri burası sanıyor. Gardiyanları da işyerinden arkadaşlarım sanıyor.
*Bir mailde CC’ye konulmuş diye bir suç olabilir mi? … Google Tag Manager’dan da dünyada yargılanan bir tek biziz. Dünyada!
*Vatan Emniyeti… 25-30 kişi sekiz tane yatılacak yerde duruyor… Tahtakuruları… Dört günde sizi kırmızı bir varlığa dönüştürüyor.
*Ben cezaevinde iki aydan fazla yerde yattım… 10 kişi yattık, iki aydan fazla… Ve bütün eşyanız çöp poşetinde.
*Ben bizim bölgeye girdiğimden beri bizim bölümden iki kişi öldü… Diğer kişi benim elimde öldü… Koğuşun kapısına çöp poşetiyle eşyaları konuluyor. Bu çöp poşeti bende bir travmaya yol açtı.
*Sayın savcılar bilgisayar başında öyle tık yapınca biri cezaevine gidiyor ama cezaevi koşullarından gerçekten haberleri yok bence… O tık kolay da içerideki tablo öyle değil.
*Bu GTR denilen şey, Google Analytics kodu… Ben, İBB bünyesindeki bir mailleşmede bu kodun adı geçtiği için altı aydır hapis yatıyorum.
*Hatta ve hatta şahsıma karşı somut bir iddia dahi yöneltilmemektedir. Ciddi bir hatanın ya da kastın, en hafif tabiriyle özensizliğin mağduruyum.
*Ben hiçbir yetkim, hiçbir erişimim olmayan İstanbul Senin uygulamasından bu verileri almışım… Ben İstanbul Senin projesinde, uygulamasında çalışmıyorum zaten. Hiçbir erişimim yok.