İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) odaklı ‘yolsuzluk’ davası sürüyor.
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu mahkemede çekilen görüntülerle ilgili “Çekilen görüntüler bizi de zora sokar, bu konuda hassasiyet rica ediyorum” dedi.

Davada İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 107’si tutuklu 407 kişi yargılanıyor. Duruşma Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki salonda görülüyor. Yargılamayı İstanbul 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi yürütüyor.
Gazeteciler ilk hafta salonda, avukatların yanındaki masaların olduğu alanda oturuyordu. 16 Mart’ta İmamoğlu’na soru sordukları için mikrofonsuz masaların bulunduğu ‘kör nokta’ya alındılar. Basın mensupları duruşmayı buradan takip ediyor.
Diken, duruşmanın 11’inci celsesini salondan takip eden gazetecilerden aktardı:
21:13 | Duruşma sona erdi
İBB davasındaki 11’nci gün 21.13’te bitti. Duruşma 30 Mart Pazartesi devam edecek.
20:01 | ‘Milyarlarca liralık tasarruf sağladık
İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar, beyanına başladı:
* Kirazlı-Halkalı metro hattı ihalesi, 2017 yılından beri birbirini takip eden bir silsilenin parçasıdır. 2017 Mart ayında yapılan ilk ihale sonrasında, finansman yetersizliği nedeniyle 2018 Eylül ayında proje sadece yüzde dört ilerleme ile durdurulmuştur. 2022 yılındaki maliyet artışları ve yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi doğrultusunda, yüklenici ortak girişim grubu tek taraflı tasfiye hakkını kullanmıştır. Eylül 2022’de göreve atandığımda, durmuş olan bu kritik projenin hızlıca yeniden ihale edilmesi gündemdeydi.
* Mevcut tasarımlar incelendiğinde, ciddi manada ‘ihtiyaç fazlası’ tasarım yapıldığı tespit edilmiş ve bir revizyon süreci başlatılmıştır. Yapılan teknik çalışmalar sonucunda; güzergah uzunluğu ve istasyon sayısı değiştirilmeden 1124 metre tünel ve 6 bin metrekare istasyon alanı kapsam dışı bırakılmıştır. Sadece 74 adet ihtiyaç fazlası yürüyen merdivenin iptaliyle, bugünkü kurlarla 750 milyon TL satın alma ve yıllık 90 milyon TL işletme maliyetinden tasarruf edilmiştir. Yapım maliyetinde 7,87 milyar TL, işletme maliyetindeyse 7 milyar TL olmak üzere toplamda 14 milyar 850 milyon TL tasarruf sağlanmıştır.
* Can ve Mal Güvenliği: 2017’den beri betonarme kaplaması olmadan bekleyen tüneller ve binaların dibindeki şaftlarda deformasyonlar başlamış, riskli bir noktaya ulaşmıştır.
* Teknik Zorluk: Günlük 400 bin yolcu taşıyan 37 yıllık bir hattın işletmesini aksatmadan, sistemin ‘beyni’ ve ‘kalbi’ olan sinyalizasyon ve elektrifikasyonu yenilemek, yapım tekniği açısından yüksek teknoloji ve özellik arz etmektedir.
* Yaklaşık maliyet, güncel piyasa koşullarını belirlemek adına benzer iş yapan üç farklı firmadan teklifler alınarak titizlikle oluşturulmuştur. Pazarlık usulü için asgari üç firma yeterliyken, rekabeti sağlamak adına Türkiye ve dünyada iş yapan altı firma davet edilmiştir. SGK Borcu İddiaları: 4734 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesi uyarınca, firmalar ihale anında borçları olmadığını ‘beyan ve taahhüt’ ederler; ilgili belgelerin idareye ibrazı ise teklif aşamasında değil, sözleşme imza aşamasında istenir. İhale komisyonu, sunulan teminat mektuplarındaki hataları ve ortaklık oranlarını titizlikle inceleyerek hatalı teklifleri ihale dışı bırakmıştır.
* Projede öngörülemeyen durumlar dışında yüzde 2-5 gibi en ufak bir metraj hatası dahi olmayacak şekilde, eksiksiz bir hazırlıkla yola çıkılmıştır. Hedef, Türkiye’deki birçok raylı sistem ihalesinde görülen sürekli ikmal ihaleleri ve maliyet artışlarının önüne geçerek, doğru proje ve doğru metrajla işi tamamlamaktır.
18:06 | Murat Keleş’in avukatı: İddianamede tek başarılı şey birden 143’e kadar sayılabiliyor olması
Gazeteci Fatoş Erdoğan’ın aktardığına göre tutuklu Fatih Keleş’in tutuklu yeğeni Murat Keleş’in avukatı Yağmur Kavak’ın beyanıyla duruşma devam ediyor:
* Burası bir adliye değil, üzerinde duruşma salonu yazsa da burası bir duruşma salonu değil maalesef ki. Adeta bir hapishanenin ek binası gibi. Adalet sisteminin bile kendisinin kustuğu bir dosya. Adalet sisteminin dahi hiçbir yere sığdıramadığı, kendi kurallarına uyduramadığı bir dosyadan bahsediyoruz.
* Akrabalık ilişkisi sebebiyle müvekkil Murat Keleş’in, babası Zafer Keleş’in ve kuzeni Mustafa Keleş’in; Fatih Keleş’i baskı altına almak için tutuklandıklarını düşünüyoruz.
* İddianamede tek başarılı şey birden 143’e kadar sayılabiliyor olması. Onun dışında iddianamede sürekli parçalanmış isimler var ve sürekli kendini tekrarlayan bir yığın görüyoruz. Bazı ifadeler 50’den fazla kez tekrarlanmış ve anlaşılmaz bir metin kümesi var 3 bin 700 küsur sayfa kapsamında.
‘İftira-tahliye anlaşması aylar boyunca sürüyor’
* Bir gün dosyadan bir kişi etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanıyor, tahliyeyle ödüllendiriliyor ve bu ‘iftira-tahliye anlaşması’ aslında domino taşı gibi aylar boyunca bu soruşturma kapsamında sürüyor. Bunun bir pişmanlık ifadesi değil, bir ‘tahliye pazarlığı’ olduğunu çok iyi anlar diye düşünüyoruz.
* Müvekkilin rüşvet paralarını Ali Nuhoğlu’ndan aldığı iddia ediliyor. Ali Nuhoğlu hiçbir ifadesinde, hiçbir beyanında, hiçbir yerde müvekkil Murat Keleş’ten bahsetmiyor. Bugün tutuklu olmasının sebebi Ali Nuhoğlu’nun ‘olmayan’ ifadesidir.
* Mesele şuna dönüyor: ‘Murat, Fatih Keleş’in yeğeni midir? Evet. O halde örgüt üyesidir.’ gibi bir algı var. Çok konuşursa örgütsel irtibat oluyor, az konuşsa örgüt gizliliğine riayet etmiş oluyor. Böyle bir silsileyi, bu mantık çöküşünü kabul etmek mümkün değil.
16:35 | Ara verildi
Duruşmaya bir saat ara verildi.
15.29: Keleş beyanına devam ediyor
* Kariyer İBB üzerinden yaptığım başvuru ve girdiğim mülakatlar sonucunda 2020 yılından beri İBB bünyesinde tercüman olarak görev yapmaktayım. Bırakın bir suç örgütünü, hayatım boyunca hiçbir siyasi partiye veya derneğe üye dahi olmadım.
* İddianamede aile bağlarımız kasıtlı olarak örgütsel bir şema gibi sunulmaktadır. Babamın “Zafer’in oğlu”, amcamın “Fatih’in yeğeni” olarak tanımlanması ve rutin telefon görüşmelerimizin suç delili sayılması kabul edilemez.
* Bir insanın babasını veya amcasını araması suç olabilir mi? Amcamla dışarıda, kafelerde veya restoranlarda özel bir buluşmam dahi yoktur. Mesai saatleri içindeki bir, iki dakikalık telefon görüşmeleri, kurumsal ihtiyaçlar ve ailevi hal hatır sormalardan ibarettir.
‘Ahmet Sari’nin iddiaları külliyen yalan’
* Hakkımdaki en somut gibi görünen ancak tamamen asılsız olan iddia, Ahmet Sari adlı şahsın beyanlarıdır. Bu şahıs, rüşvet paralarını ‘Fatih’in yeğeni Murat’a teslim ettiğini iddia etmiştir. Bu külliyen yalandır. Bu şahsın ilk ifadesinde ne ismim geçer ne de rüşvet iddiası vardır.
* Tutuklandıktan beş gün sonra, ‘etkin pişmanlık’tan yararlanıp tahliye olabilmek için bu iftirayı atmıştır. Soyadımı bilmez, görevimi bilmez, parayı tam olarak nerede verdiğini söyleyemez. “Hatırladığım kadarıyla” diyerek muğlak ifadelerle hayatımdan 10 ayın çalınmasına sebep olmuştur.
* Benim bu şahısla hiçbir fiziksel temasım, telefon trafiğim, para transferim veya teknik takibe takılmış bir görüntüm yoktur. Sosyal medyada bu iddiaları gördüğümde bile “Korkacak bir şeyim yok” diyerek işime gitmeye devam ettim. Eğer suçlu olsaydım, o gün o kapıdan içeri girmezdim. Ortada ne bir örgüt vardır ne de bir suç. Sadece taşımaktan onur duyduğum soyadım ve aile bağlarım üzerinden kurgulanan bir mağduriyet vardır.
Erdoğan’ın aktardığına göre Keleş ifadesini gözyaşlarıyla tamamladı:
“Kızım beni yüksek güvenlikli bir inşaat alanında çalışıyor sanıyor.
Ziyaretime geldiğinde ‘Babasız çocuk olur mu?, beni artık sevmiyor musun?’ diye soruyor.
Kızım yeni adliye binasının inşaatına bakarak gün sayıyor. ‘Baba inşaat bitiyor mu geliyor musun?’ diyor.”
15.05: Murat Keleş beyanına başladı
Gazeteci Fatoş Erdoğan’ın aktardığına göre tutuklu İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in yeğeni Murat Keleş beyanına başladı.
* Savcılık aşamasında, ifadem boyunca soruların odağında özellikle amcam Fatih Keleş vardı. Şunu belirtmek isterim ki; ben hayatımda hiç mahkemeye çıkmadım, savcı veya hakim görmedim. Hatta emniyete dahi yolum düşmedi. Bu ortamlara yabancı olduğum için heyecanımı lütfen mazur görün. İfadem sırasında şahsımla ilgili somut bir suçlama yöneltilemediği gibi, sanki amcam aleyhine tanıklık yapmam için çağırılmışım gibi bir hava vardı.
* Sayın Savcının; “İfadeni oku, senin bir suçun yok, belli ki bir şeyden haberin yok” demesi üzerine, gözaltına alınma ve tutuklanma sebebimin sadece amcam hakkında bir şeyler söylememin beklenmesi olduğunu anladım.
* Aile içinden birinin, amcam Fatih Keleş hakkında olumsuz ifadeler vermesinin beklendiğini düşündüm. Daha sonra tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildik ve tutuklandık. Burada ilginç olan şudur ki; bizi tutuklayan hakimin kararının gerekçesi ‘kaçma ve delil karartma şüphesi’ olarak yazıldı.
* Buna oldukça şaşırdım ve itiraz ettim. Çünkü amcam Fatih Keleş 19 Mart’ta gözaltına alındı, ben 19 Mart’ta İBB’deki işime gittim. Amcam 23 Mart’ta tutuklandı, ben 24 Mart’ta yine işime gittim. 20 Mayıs’ta babam tutuklandı, ben ertesi gün yine işimin başındaydım.
* Herhangi bir suç işlemediğim ve kimseden çekinecek bir durumum olmadığı için kaçmayı hiç düşünmedim, işime gidip gelmeye devam ettim. Bu nedenle ‘kaçma şüphesi’ gerekçesini kabul etmiyorum.
13.40: Perşembe tutukluluk değerlendirmesi yapılacak
Aranın ardından mahkeme heyetini yerini aldı. Gazeteci Muratcan Altuntoprak’ın aktardığına göre mahkeme başkanı talimat verdi “Boş yere izleyici alın dışarıda kimse kalmasın” dedi.
Hakim şöyle devam etti:
“Dosya üzerinden değerlendirme yapmak istemiyoruz. Tahliyeye ilişkin avukatları dinlemek istiyoruz.
Haftaya salı, çarşamba, perşembe savunmasını alamadığımız sanıklar için avukatlara söz vereceğiz. Perşembe tutukluluk değerlendirmesi yapacağız.
Savunmalar uzun olduğu için ikinci bir tutukluluk değerlendirmesi yapmayacaktık. Kanunun müsaade ettiği kadarını yapmaya çalışıyoruz.”
12.40: ”Adem Soytekin’e şunu verin, bunu verin’ diye bir talimatım olmamıştır’
AA’nın aktardığına göre mahkeme başkanı, Çalık’a “Adem Soytekin ile ilgili detaylı bir anlatımınız olmadı. Bu konuyla alakalı detaylı ifadenizi verir misiniz?” dedi.
Çalık, Soytekin’le bir toplantıda tanıştığını belirterek şunları söyledi:
* Toplantıda bir ortağı da vardı. 2014’ten beri tanıdığım bir iş insanıdır. Yaşça benden küçük olması nedeniyle bana ‘abi’ derdi.
* Adem’le tanışıklığımız vardır. Zaman zaman Trabzonspor’un maçlarına birlikte gitmişliğimiz, yemek yemişliğimiz var. Birçok müteahhidin taşeronluğunu yapmıştır. İşini de iyi yapar.
* Yakinen tanırım, ailesini, evlatlarını tanırım. Ancak, “Adem Soytekin’e şunu verin, bunu verin” diye bir talimatım olmamıştır.
Duruşma, öğle arasının ardından avukat beyanlarının alınmasıyla devam edecek.
11.08: ‘Burada ‘asrın yolsuzluğu’ değil, ‘arsızın hukuksuzluğu’yla mücadele ediyor ve demokrasi mücadelesi veriyoruz‘
Altuntoprak’ın aktardığına göre İmamoğlu-Çalık arasındaki soru-cevap şöyle devam ediyor…
İmamoğlu: Çalık başkanım. Aday oldunuz. O dönem ilçe başkanıyla oturup çalıştınız, örgütle çalıştınız ve bir meclis üyesi listesi yaptınız. Benim size bir kişi dahi “Şunu meclis üyesi yapacaksınız” veya “Şuna şöyle bir görev vereceksiniz” diye bir telkinim, ısrarım, talimatım olmuş mudur? Zorlamam olmuş mudur? Bir kişi dahi.
Çalık: Herhangi bir zorlamanız olmadı kıymetli başkanım. Ama şunu söyleyeyim; belediye başkan adaylık sürecinde bir zorlamanız oldu.
İmamoğlu: Sana oldu.
Çalık: Arkadaşlarımız üzerimde baskı da kuruldu aday olmam noktasında. Ben savunmamda da zaten anlatmıştım. Siyasete gerçekten mesafeliydim. Ama hani şu an belki burada bulunuyor olmamın vermiş olduğu durum da var ama hiç pişman değilim Beylikdüzü Belediye başkan adayı olduğum için.
Meclisten herhangi bir arkadaşın önerisi, “Şunu koy” veya “Bunu koyma” gibi bir öneriniz olmadığı gibi, ben meclis üyelerini zaten tanıyordum. Büyük bir oranda da meclis üyesi arkadaşlarımızı tanıdığım için hani hangisiyle yol yürüyebiliriz diye karar verdim.
Sizin döneminizde olup benim dönemimde yol yürüyemeyeceğim arkadaşlar olmuştur; onları da sizin çok sevmenize rağmen bazılarını liste dışında bırakmışımdır. Siz de bir gün dönüp bana “Ya şunu da listeye niye koymadın?” demediniz.
İmamoğlu: Böyle bir gündemimizin olmadığının yanı sıra söylediğiniz gibi herhangi bir iş insanı veya herhangi bir taşeron firma… “Şuna iş ver, şuna para kazandır, şunun işte işini yap” ya da usulsüz bir teklifte size bulundum mu sayın başkan?
Çalık: Yok başkanım.
İmamoğlu: Şimdi şöyle söyleyeyim; sayın başkan, bu çok önemli gerçekten… Mehmet Murat Çalık da çok ciddi bir sürece değindi ve ifadelerde bulundu. Ağır bir yük taşıyoruz yani bizler. Çok ağır yük taşıyoruz ve burada verdiğimiz Beylikdüzü’nü savunmak, İstanbul’u savunmak, kendimizi savunmak değil. Bu gerçekten tarihe geçecek bir demokrasi mücadelesine dönüşmüştür.
Dış müdahalelere maruz kalıyoruz sayın başkan. Yani ve gerçekten hala maruz kalıyoruz. Hala İstanbul savcılığı ya da farklı makamların müdahaleleriyle karşılaşıyoruz ve zorda kalıyoruz.
İmamoğlu: Bu soruları sorarak sizi aydınlatmanın, sizi bilgilendirmenin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Çünkü zor bir iş yapıyorsunuz ve biz zor bir süreçten geçiyoruz. Yalan ve iftirayla onlara cevap verme zorunda, bir de tutukluluk haliyle bütün arkadaşlarımın yaşadığı ortamı yaşıyoruz. Ağır bir iş bu yani. Çok ağır bir iş bizim için. İnsanların, çocukların, kadınların, ailelerin buradaki kişilerin mağduriyetlerine girmeyeceğim ama gerçekten bu iş ağır bir iştir. Ve lütfen bugüne kadar gösterdiğiniz itinayı görüyorum, bunu koruyarak devam edin ama bu ülke, bu millet sizden gerçekten önemli bir sorumlulukla bu süreci yönetmenizi bekliyor. İnşallah tarih yazarsınız.
Gerçekten bu iş öyle basit siyasi cümleler kurarak… Niye müdahaleden bahsettim sayın başkan? Hala hem makamı İstanbul’dayken hem makamı Ankara’dayken hala şu yürüttüğünüz diyalogla işin doğrusunu bulma gayretinizde ‘asrın yolsuzluğu’ diye tariflenen bir işlemin içindeyiz.
Bakın asrın yolsuzluğu, bir siyasi kişilik, hele hele adaletin başındaysa diyemez. Ama bu zor bir iş. Onun için lütfen buna imtina edin. Bu gerçekten etki altında ders notu satmaya benzemez. Onun için ısrarla söylüyorum ki, ısrarla ifade ediyorum ki burada ‘asrın yolsuzluğu’ değil, ‘arsızın hukuksuzluğu’yla mücadele ediyor ve demokrasi mücadelesi veriyoruz. İlginize, özeninize teşekkür ediyorum. Mehmet Murat Çalık başkanım, Allah seni korusun.
10.59: İmamoğlu, Çalık’a soru soruyor
Gazeteci Muratcan Altuntoprak’ın aktardığına göre İmamoğlu, Çalık’a soru sormaya başladı:
İmamoğlu: İddianame denilen, benim ‘iftiraname’ diye adlandırdığım bu belgenin, bu diyalogu şart koştuğunu düşünüyorum.
Zira diyor ki: “Ekrem İmamoğlu bir suç örgütü kurdu. Bu suç örgütü 2014 yılı itibariyle kuruldu. Önce Beylikdüzü’nü ele geçirmek, sonra İstanbul’u ele geçirmek, sonra cumhurbaşkanı olup Türkiye’yi ele geçirmekti.”
Yani bu, 1000 yıl düşünsem aklıma gelmeyecek bir tarif. Bu çok acı bir tarif. Bu tarifi yapan akıl, zihniyet ancak ‘kişi kendinden bilir işi’ misali bir tutum ve tavırdır. O bakımdan ben bunun altında, bu kadar büyük yükün altında buraya çıkıp, hatta ‘özel vasıflı üye’ diye tanımlanan arkadaşlarım var.
İmamoğlu’na bağlı çalışan, sanki bir suç örgütünün bir neferiymiş gibi çalışan diye onları da zan altında bırakan bir süreçle karşı karşıyayız. Dolayısıyla bunu ve bu diyaloğu benim yaşamam ve size bunu göstermem şart diye düşünüyorum. Yoksa meraklısı değilim.
2019’un, 2018’in Aralık ayında, benim büyükşehir belediyesi adaylığım kesinleşti. Daha doğrusu bana yapılan teklifi ben kabul ettim. Bunu o dönem genel başkanımız sayın (Eski CHP genel başkanı Kemal) Kılıçdaroğlu’na ifade ettim. Sonrasında da doğal olarak o güne kadar ben doğal bir Beylikdüzü belediye başkanı aday adayıydım. Ama o tarih itibariyle artık yeni bir yol çizildi.
Seçime dört buçuk ay kala, dört ay kala hatta. Çizilir çizilmez… Ben o süreçte… Mehmet bey biraz bahsetti nasıl tanıştığımızı anlattığı için o devreye girmiyorum zaten. Ama şunu söylemek isterim; benim adaylığım belli olduktan sonra şu kısmı önemli, ben kendisine: “Beylikdüzü’ne belediye başkanı adayı olmanı istiyorum, sen ne dersin?” diye teklifini ilettim. Bana ilk cevabı da açıkçası olumsuz oldu. Yani çok böyle düşünmediğini, doğru olur mu şeklinde bir tarif oldu. Önce bunu bir daha sorayım Sayın başkanım, bu şekilde oldu değil mi diyaloğumuz?
Çalık: Evet sayın başkanım.
İmamoğlu: İkinci olarak da benim adaylığımın… Çünkü benim adaylığım bizim partimizin tüzüğü gereği genel merkezde genel başkanın talebiyle olmaz, diğer partiler gibi bir kişinin imzasıyla yasaya çıkmaz, Parti Meclisinin onayıyla olur. Parti meclisinden Beylikdüzü’nün de belirlenmesi adına ben ısrarda bulundum; “Lütfen bunu düşün, hızlıca düşün, bir,iki günde bir daha konuşalım” dedim ve sonra bir nevi de ikna ederek kendisinin aday olması noktasında olurunu aldıktan sonra, sadece kendi olurunu almadım, aynı zamanda ilçe örgütüyle de bunu konuştuk.
“Böyle bir düşüncem var, ne dersiniz?” dedim. Büyük oranda da kabul gördü ve o şekilde Beylikdüzü Belediye başkan adayı oldu.
Bunu niye anlattım? Bunu şunun için anlattım: Bu oluru aldıktan sonra bunu söylemem lazım; biz ne menem bir örgütüz ki yani 2014’te kurulmuşuz, Beylikdüzü’nü ele geçirmişiz, büyükşehiri de İstanbul’u da ele geçireceğiz ama daha bizim Beylikdüzü adayımız belli değil.
Ne menem örgütüz yani! Ve o şekilde… Sayın başkanım, bu örgüt olduğu için beyefendi sadece eylemlerden yargılanmıyor, örgüt üyesi olarak yargılanıyor. Ben hepsinden yargılanıyorum. Arkadaşlarım benden sorumlu, ben onlardan sorumluyum bu arada. Onu da söyleyeyim de. Ama bu, bu şekilde.
10.47: Duruşma Çalık’ın çapraz sorgusuyla devam ediyor
Duruşma, tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Çalık’ın çapraz sorgusuyla devam ediyor.
10.41: İmamoğlu görüntüler için ‘hassasiyet’ rica etti
Gazeteci Fatoş Erdoğan’ın aktardığına göre mahkeme başkanı, görüntü konusunda uyarıdı.
İmamoğlu da izleyicilerden şöyle ricada bulundu: “Çekilen görüntüler bizi de zora sokar, bu konuda hassasiyet rica ediyorum.”
10.22: ‘Turkuaz kart’ kontrolleri sıkılaştırıldı
Erdoğan’ın aktardığına göre dün izleyici kısmına sahte mavi basın kartı kullanarak girdiği tespit edilen bir kişi nedeniyle bugün ‘turkuaz kart’ kontrolleri sıkılaştırıldı. Tutuklu İBB başkanı Ekrem İmamoğlu ‘cumhurbaşkanı İmamoğlu’ sloganıyla içeri girdi.
Güncellenecek…
Bilinmesi gerekenler: Kime, ne kadar ceza isteniyor?
İddianamede İmamoğlu dahil yedi kişi ‘suç örgütü yöneticisi‘ olmakla suçlanıyor. Peki diğer isimler kim, ne kadar ceza isteniyor?
Ekrem İmamoğlu
‘Suç örgütü kurmak ve lideri olmak’la suçlanan İmamoğlu’na 849 yıldan 2 bin 430 yıl altı aya kadar hapis cezası isteniyor.
İmamoğlu’na yöneltilen suçlamalar şöyle: ‘Suç işleme amacıyla örgüt kurmak’, ‘kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘suç delilerini gizleme’, ‘haberleşmenin engellenmesi’, ‘kamu malına zarar verme’, ‘rüşvet’, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘irtikap’, ‘kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi Usul Kanunu, Orman Kanunu ve Maden Kanunu’na muhalefet’.
Fatih Keleş
İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’e 556 yıl sekiz aydan 1542 yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.
Keleş’e yöneltilen suçlamalar şöyle: ’48 kez rüşvet’, ‘rüşvet alma’, ‘rüşvet verme’, ’55 kez ihaleye fesat karıştırma’, ’39 kez kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık’, ‘sekiz kez suç gelirlerini aklama’, ‘Maden Kanunu’na muhalefet’, ‘Orman Kanunu’na muhalefet’, ‘çevre kirliliğine neden olma’, ‘Vergi Usul Kanunu’na muhalefet’, ‘irtikap’, ‘suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ ve ‘haberleşmenin engellenmesi’.
Murat Ongun
Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’a 287 yıl altı aydan 779 yıl altı aya kadar hapis cezası isteniyor.
Ongun’a yöneltilen suçlamalar şöyle: ‘Rüşvet’, ’53 kez ihaleye fesat karıştırma’, ’33 kez kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık’, ‘kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme’, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ ve ‘suç gelirlerini aklama’.
Ertan Yıldız
İBB Meclisi İştirakler ve Bağlı Kuruluşlar Komisyonu Başkanı Ertan Yıldız’a 86 yıldan 251 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Etkin pişmanlık faydalanan Yıldız tahliye edilmişti.