Hakan Çınar: Sanayideki gerileme, üretimdeki gücümüzü kaybediyor muyuz sorusunu getiriyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bir ülkenin kaderini sadece ne kadar sattığı de­ğil, ne ürettiği belirler. Türkiye, son 20 yılda­ki büyüme hikâyesinde elbette güçlü dönemler yaşadı; ancak bugün sanayideki gerileme ve geli­nen kritik eşik, hepimizin aklına üretimdeki gü­cümüzü kaybediyor muyuz sorusunu getiriyor.

Türkiye’nin temel sorunu çoğu zaman finans­man gibi görünse de, daha derinde yatan bir ger­çek var. Üretim yapısı yeterince yerli ara malı ve teknoloji üretmiyorsa, büyüme otomatik olarak ithalatı şişirir ve dış dengeyi bozar.

Bugün geldi­ğimiz nokta tam da böyle. Merkez Bankası çalış­ma notlarında, Türkiye’nin ithalatı içinde ithal ara mallarının payının yaklaşık dörtte üç düze­yinde olduğuna dikkat çekiliyor. Bu, üretim art­tığında bile dış girdi bağımlılığı yüksekse, fazla çalışıp az kazanma riskini de beraberinde getiri­yor. Bu yüzden üretim artışı kadar, üretimin yer­li katma değer oranını yükseltmek de son derece önemli. Yerli ara malı kullanımı, yerli teknolojiye önem verilmesi ve yerli tasarımları benimsemek, şüphesiz sanayiye ivme katacaktır.

Hizmetler büyürken bile sanayi, daima ekono­minin verimlilik motorudur. Dünya Bankası ve­rilerine göre Türkiye’de imalat sanayinin GSYH içindeki payı 2023’te yüzde 19,55’dir. Bu oran tek ba­şına bir yargı elbette vermez; ama kritik olan, bu imalatın hangi teknoloji düzeyinde ve hangi kat­ma değerle yapıldığıdır.

Hakan Çınar’ın yazısı