İnsanlık teknolojide muazzam bir ilerleme hızı sergilemiş. Tıp artık sorunlu bir genetiği müdahale edip düzeltebiliyor. Organ üretebiliyor. Bağışıklığı en baştan programlayabiliyor. Beyni dijital sistemlere bağlayabiliyor. Robotik cerrahi yöntemleriyle kasıktan küçücük bir delik açıp kalpteki bir hasarı tamir edebilen, yüz nakli yapabilecek kadar maharet sahibi hale gelen, genetik kodları çözüp insan hayatını potansiyel hastalıklara karşı daha dayanıklı kılabilecek noktaya varan bir insanlık var ortada.
Birbirini öldüre öldüre ölümsüzlüğün peşinde koşturan insan tıbbın “Eşcinsellik tedavi edilmesi gereken bir hastalık değildir. Kimseden kimseye bulaşmaz. Ve insan sırf özendiği için eşcinsel olmaz” demesine kulak tıkayabiliyor.
Çünkü insanın sosyal zekâsı teknolojik zekasından çok ama çok daha yavaş evrimleşiyor.
Kendi gücünün ve becerisinin sınırlarını teknolojik alanda korkusuzca genişleten insan, sosyal alanda o sınırları daima daraltma temayülünde.
Hamasi kimlik siyasetleriyle zedelenmiş arkaik bir zihnin dürtüleriyle davranıyor. O yüzden de kurumak bilmeyen leş bir bataklığın içinde acı çeke çeke debelenip duruyor.
O dayatılan ahlakı korkusuzca hiçe saymadan ve “Velev ki muktedirsiniz!” diyerek iktidarlara kafa tutmadan kurtuluş yok bu ahmaklıktan.