Adalet bakanı avukatın hapishanedeki müvekkili ile görüşmesinden rahatsız. Yıl 2026.
’60’lar ve ’70’lerde adliyelerin kapısında X ray cihazları ve polis, arama yoktu. Duruşma salonlarına polis giremezdi. Sanıkları jandarma getirirdi ve silahsız olurdu. Avukatların çanta ve üzerlerini aramak kimsenin aklından bile geçmezdi. Altmış sene öncesinden söz ediyoruz. Ki o zamanlar biz sisteme faşist diktatörlük, oligarşik diktatörlük falan derdik. Bizden öncekiler de ’60’lara muz cumhuriyeti, Filipin demokrasisi derlerdi. Altmış sene sonra Türkiye’yi tek adam rejimi Filipin demokrasisinden geriye götürdü.
Artık avukat avukatlık yaptı diye tutuklanıyor. Avukatlar savunma için aralarında iş bölümü yaptı diye örgüt kurmakla suçlanıyor. Avukat ile tutuklunun görüşmesini sınırlamaya çalışıyorlar. Kafalarından geçen belli. Avukat görüş odalarına kamera koymak, avukatın hapishane giriş ve çıkışlarında evraklarını kontrol etmek vb. avukatların bürosunu ve evini basıp bilgisayar ve telefonlarına el koyup içindeki yazı ve belgeleri inceledikten, telefonlarını dinledikten, bürolarını ortam dinlemesi ile dinledikten sonra bunu da yaparlar.
Adalet Bakanı eskisi gibi günde üç kere “Türkiye bir hukuk devletidir” demeyecek anlaşıldı.
Yeni slogan ‘gözüm üzerinizde’.