18 yaş altı bir çocuk. Kırk günü aşan yoğun bir kanama. Anne çocuğunu alıp hastaneye gidiyor.
Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde “Bu bizim alanımız değil” deniliyor. Muayene yok. Ultrason yok. Kan tahlili yok.
Kağıthane Kızılay Hastanesi’nde “Prosedür gereği 18 yaş altına bakmıyoruz” deniliyor. Çocuk muayene odasına bile alınmıyor.
Prosedür. Bu kelimeyi not edin. Türkiye’de çocukların karşısına en çok çıkan duvarlardan biri bu çünkü: Prosedür.
Çok ciddi bir sağlık sorunu karşısında dahi, sistemin çocuğun yaşadığı ağır bir sağlık sorunu karşısında ilk tepki, “alanımız değil” demek olabiliyor. Peki karamsar mı olmalıyız? Peki çaresiz miyiz? Hayır. Feminist mücadele İngiliz anahtarı, bir ilk yardım çantası gibi.
Feminist mücadele yalnızca şiddete karşı değil beyler. Mücadele, çocukların, kadınların bedeninin, sağlığının, hayatının ciddiye alınması için de var. Patriyarkanın, erkeklerin “küçük görme” refleksine karşı da var. Prosedürün arkasına saklanan ihmale karşı da var. Sessiz değil yani çok sesli.