Bazı koltuklar vardır, üstüne oturanı değil, altındaki halkı anlatır.
Ahmet Türk’ün Mardin’de oturduğu koltuk, yıllardır böyle bir koltuk. Bir makamdan çok bir hafıza gibi.
Çatışmaların, barış cümlelerinin, yarım kalmış umutların, küskün ama inatçı bir kentin hafızası.
Ahmet Türk’ün belediye başkanlığı görevi, suçun mekânı mıydı? Belediye, karanlığın aracı mı olmuştu?
Eğer cevap hayırsa, o koltuğa oturan kayyum değildir sadece. O koltuğa oturan, devletin kendi hukukunun üstüne çıkma cesaretidir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yıllardır şunu söyler: Seçim sadece oy vermek değildir. Seçtiğinin görev yapabilmesidir.
Aksi halde sandık bir dekor olur. Demokrasi bir vitrin, halk ise sadece seyirci.
Ahmet Türk, bu ülkede sadece bir siyasetçi değildir. O, Kürt meselesinin yaşayan hafızalarından biridir.
Barış denemelerinin, inkâr dönemlerinin, umutlu masaların ve devrilmiş sandalyelerin tanığıdır.