Didem Eryar Ünlü: Yeşil teknolojiyi 'lüks' diye tartışma hakkımız yok

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Girişim sermayesi dünyası 2026’ya girerken bir tercihle karşı karşıya kaldı: Kısa vadeli belirsizliklere bakıp frene mi basacak, yoksa uzun vadeli riskleri görüp yön mü değiştirecek? Son iki ayın raporları ve fon hareketleri, cevabın giderek netleştiğini gösteriyor. Sermaye artık ‘yeşil’ kelimesini bir vitrin süsü olarak değil, ekonomik dayanıklılığın anahtarı olarak okuyor.

Yeşil teknoloji yatırımı artık bir ‘beklenti’ oyunu değil, risk yönetimi oyunu. İklim krizi soyut bir gelecek senaryosu olmaktan çıktı. Enerji faturasında, tarım rekoltesinde veya sigorta priminde karşımıza çıkıyor. Girişim sermayesi de tam olarak bu noktada pozisyon alıyor: Sorunu büyüdükten sonra değil, çözümler çalışırken finanse ediyor.

Türkiye’ye bu süreci nasıl değerlendirmeli diye soracak olursak… Enerji ithalatına yılda on milyarlarca dolar ödeyen, iklim krizini kuraklık ve tarım kaybıyla yaşayan bir ülke olarak yeşil teknolojiyi ‘lüks’ diye tartışma hakkımız yok.

Bu alan, Türkiye için bir çevre başlığı değil, cari açık, gıda güvenliği ve sanayi rekabeti başlığı. Sermaye dünyada yönünü bulmuşken, bizim de sahada çalışan teknolojiye, ölçülebilir etkiye ve ölçeklenebilir çözümlere yatırım yapmamız gerekiyor. Çünkü yeşil teknolojiye yapılan yatırım, aslında geleceğin krizlerine karşı alınmış en akıllı sigorta.

Didem Eryar Ünlü’nün yazısı