Elif Ece Yiğit: 'Oğlunu eğit' demek, devletin ve sistemin sorumluluğunu anneye devretmenin en kolay yoludur

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Çocukların suça sürüklenme oranındaki artış, kamuoyunda öfke, çaresizlik ve güvensizlik duygularını iç içe geçiriyor. 

“Oğlunu eğit” söylemi, erkek şiddeti, taciz ve eşitsizliğin sorumluluğunu; toplumsal cinsiyet rejiminden, patriyarkal kurum ve normlardan, erkeklerin kendi eylemlerinden alıp annelere yükler. Bu söylem, kadınların sırtına zaten yüklenmiş olan bakım emeğini, çocuğun denetimini ve duygusal emek yükünü daha da ağırlaştırır. Böylece erkek fail, toplum, devlet ve erkek özne arasındaki zincir atlanır; doğrudan anne işaret edilir. ‘Sonuçta erkekleri doğuran da yetiştiren de kadınlar’ söylemi, erkekleri ahlaki özne olmaktan çıkarır.

“Yanlış yapıyorsa biri onu eğitmemiştir” gibi bir mazeret alanı yaratır. Erkeklerin kendi davranışlarından sorumlu tutulmaması, onların ‘kontrol edilemeyen varlıklar’ gibi ele alınması anlamına gelir ki bu da patriyarkanın tam merkezinde durur. “Oğlunu eğit” demek, aynı zamanda kadınları yine kadınlara karşı konumlandıran bir söylemdir; kadınlar arası dayanışmayı zedeler. Dahası, bu ifade devletin ve sistemin sorumluluğunu anneye devretmenin en kolay yoludur.

Çocuklar şiddeti icat etmez. Onu öğrenir, normalleştirir ve taklit eder. Burada aile elbette önemli bir alan: Ev içi şiddet, otoriterlik ve duygusal ihmal çocuğun dünyayı algılayışını etkiler. Ama mesele şu: Aile, bu şiddetin kaynağı değil; çoğu zaman ilk taşıyıcısıdır.

Elif Ece Yiğit’in yazısı