Faruk Bildirici: 'Güvenlik kaynakları'nın, medyadaki Suriye haberlerini etkili biçimde yönlendirdiğinin kanıtı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Kaynağı gizli haberlerde olgusal bilgi aktarılabilir; ama kanaat, düşünce, görüş yansıtılmamalıdır. Zira bilgi başka kaynaklardan teyit edilebilir, edilmelidir de. Ancak kaynağını açıklamadan düşünce aktarılınca gazeteci o sözlerin sorumluluğunu üzerine almış olur.

Yıldıray Oğur’un yazısında da gizli kaynağın görüşünün yansıtıldığı bölümler var. Örneğin, “Güvenlik kaynaklarına göre önce yasa çıkarılmalı” cümlesi, iktidar çevrelerinin bugüne değin ifade ettiğinden farklı bir yaklaşım. Bu sözlerin sahibini bilmeden bağlamını kavrayabilmek mümkün değil. Çünkü ‘güvenlik kaynakları’, MİT de olabilir, Genelkurmay ya da Emniyet de…

Nevzat Çiçek’in de ‘Güvenlik kaynakları ne diyor: 25 maddede Suriye’de yaşananlar-görüşmeler-beklentiler’ yazısında da ‘güvenlik kaynakları’nın temennilerini içeren bölümler var. 

Kuşkusuz ‘güvenlik kaynakları’nın bilgilendirmeleri Oğur ve Çiçek’in katıldığı brifing ile sınırlı değil. Suriye’deki gelişmelerin tırmanmasıyla birlikte daha da arttı bu tür haberler…Kendi adlarına açıkça söyleyemediklerini, gazetecilere yazdırıyor, söyletiyorlar.

Akşam’ın, “Olayları Kandil bu hale getirdi”, Anadolu Ajansı’nın “Terör örgütü YPG/SDG, Rakka’da bazı DEAŞ’lıların da tutulduğu hapishaneyi devretmemek için orduyla çatışıyor”, NTV’nin “Güvenlik kaynakları: Talep olursa askeri destek verilir”, Türkiye gazetesinin “TSK, Suriye’den üç şartla çıkacak”, TRT Haber’in “Güvenlik kaynakları: Çatışmaların sebebi YPG’nin Suriye’nin geleceğini ve kaynaklarını sömürme kaygısıdır”, Sabah’ın, “SDG defteri kapanıyor” haberleri ‘güvenlik kaynakları’na dayanıyordu.

Bu birkaç örnek bile ‘güvenlik kaynakları’nın, medyadaki Suriye haberlerini etkili biçimde yönlendirdiğinin kanıtı. Yanlışlara dair hesap verme yükümlülükleri olmaması da cabası.

Faruk Bildirici’nin yazısı