Üretici köylünün beklediği yağmur gelmesine geldi; ancak durmak bilmeyen sağanaklar tarım alanlarını sele ve su baskınlarına teslim etti. Bazı bölgelerde fındık ve ceviz büyüklüğünde doluya dönüşen yağışlar, seraları ve ürünleri kırıp döktü. Yetmedi; kimi bölgelerde oluşan hortumlar seraları yıktı, tarım alanlarında büyük zararlar meydana geldi.
Mersin’in Anamur ilçesinde, ilçenin bir ucundan diğer ucuna kadar birçok serada yıkılma ve yırtılmalar yaşandı; muz ve çilek ürünleri zarar gördü. Antalya’da seraları su bastı, dolu seraların camlarını kırdı, naylonlarını yırttı. Ardından gelen hortum zararı katlayarak büyüttü. Manavgat’ta hortum, koyun yetiştiriciliği yapan bir köylüyü kaldığı konteynerle birlikte savurdu; köylü ağır yaralandı.
Yaşanan süreci bu şekilde yazıp dile getirdiğimizde, iktidar cenahından “Devlet tüm kurumlarıyla afet yaşanan yerlerde, daha ne olsun?” sözleriyle karşılık buluyoruz. Oysa daha neler yapılması gerektiğini bizzat üretici köylüler ile Kumluca ve Anamur-Bozyazı Ziraat Odası başkanları anlatıyor.
Yeniden dikim için seraların temizlenmesi ve hazırlanması gerektiğini belirten üreticiler, seraların dezenfekte edilmesi için ücretsiz dezenfektan verilmesini istiyor. Girdi maliyetleri içinde fide önemli bir kalem olduğundan, tamamen zarar gören seralarda yeniden dikim yapılabilmesi için ücretsiz fide desteği sağlanması talep ediliyor.
Sel basan seralar temizlenip yeniden dikim yapıldığında yaklaşık üç ay sonra üretime girebiliyor; ancak hortum ve dolunun vurduğu seralarda zarar çok daha büyük. Seranın yeniden kurulması ayrı bir maliyet gerektiriyor ve üretici köylünün acilen ‘can suyu’na ihtiyacı var. Bu nedenle nakdi destek verilmesi isteniyor.