Kürt’le Türk kardeş mi?
Kürt’le Türk aynı bedenin birbirini tamamlayanları, etle kemik gibi mi?
Ailede bir gelin ya da damadın Kürt olması çok tekil başarılı ve uyumlu örnekler dışında genel olarak gerçekten içselleşmiş bir kabul mü?
‘Birlikte yaşama’da ‘politik ısrar’ın bunca dayatıldığı bir zaman diliminde keşke o ‘bin yıllık kardeşlik’ sahici kardeşlik hukuku üzerinden eşitler arası ilişkiyi esas alarak vücut bulsaydı!
Elbette yok! Kardeşlerden biri, muktedir olanı bütün egemen olma haklarını kendisi için kullanırken. Diğerine, ‘kardeşim’ dediğine ise oruç ayında müftülüğün Müslüman tebaya fitre tarifesi kadar bir hakkı, muktedir kardeşin insafına bırakıyorsa bu ‘kardeşlik’ hangi hukuka sığar. Hangi terazi bu kardeşliği dengeleyerek tartar!
Ailede gelin ya da damadın Kürt olması zaman içinde asimilasyonla dil intiharından geçerek sadece acil telaffuz durumunda geline veya damada “Bakın benim kökenim de Kürt, ama Türküm” dedirtiyorsa o ‘kız alıp verme’ mevzuunu da bir yana bırakmak gerekmiyor mu?