Ankete yansıyan sorun, Türkiye’de düzen muhalefetinin bir alternatif olarak ortaya çıkıp çıkmadığındadır. Alternatifin kitlelere güven vermesi gerekir. Örgütlülük düzeyi de, örgütlenme dinamiği de çok geriletilmiş bir toplumda, örgütsüz ve mücadelesiz kitleler siyasete not verircesine bakarlar. Bu ‘hakem heyeti’ konumlanışı, notu sıkı hocaları çağrıştırır.
Oysa böyle bir dünya yok… CHP veya başka bir düzen partisinin, doğru dürüst bir ideolojik, ahlaki ve siyasi kavga yaşanmaksızın cebinden tavşan çıkarması imkânsızdır. Yoksulluk mu dediniz? O başlıkta iktidar ‘kötüdür’; ama muhalefet radikal bir şey vaat etmediği gibi, durumu düzeltecek bir enerji de sergilememektedir. Düzen muhalefeti felaketi betimlemekten pek az öteye geçmektedir, ama halk o kadarını zaten kendi deneyimiyle bilmektedir. Acısının başkası tarafından da dile getirilmesi, pek az işe yarar. Merak edilen, ne yapılacağı, nasıl yapılacağıdır…
Sonra; biraz daha yakından bakanların mekanizmasını çözdüğü, ama bütün toplumun da çıplak gözle görebildiği diğer gerçek, düzen muhalefetinin kendi iktidar alanını kurmasıdır.
Meselenin iki püf noktası ise, mağdur ve memnuniyetsiz halkımızın, iktidar kanadının iktidarsızlığını algılamaya ve kendisini toplumsal mücadelenin gerçek bir tarafı olarak kurmaya başlamasıdır. Bu olmadığında muktedirden lütuf beklemek sürer.