Kimilerince 102’nci yıl kutlamalarında ‘ülkenin gururu’ olarak tanımlanan günün siyaseti emperyalizmi, kapitalizmi, dinsel ve etnik gericiliği, sömürüyü içeriyor. Karşı devrimi içeriyor. Eğer cumhuriyetin gerçek sahipleri her yıl olduğu gibi bu yıl da kutlamalar bitince düzenin dümen suyunda yaşama sessizliğine bürünmeye devam edecekse çıkmaz sokağa daha çok sıkışılacak.
Cumhuriyetçiler siyaseten teslim alınan biçimsel cumhuriyete sığmıyorsa da “Toplumun tüm kesimleri ekonomik sıkıntı içinde” diyenler muhalefet yaptığını sanıp halkı, sömürülenleri özveriye, suskunluğa, rızaya çağırıyor.
Halkın ve meclislerin değil sermaye sınıfının, siyasal iktidarının ve bunların gerici işbirlikçilerinin söz ve karar sahibi olduğu düzen cumhuriyet olmaz.
Kapitalizmin ve emperyalizmin ekonomi politiği cumhuriyeti halktan koparmak için çıkmaz sokakta tutmaya devam edecektir. Sömürücü patronlar ve sömürücü siyaset neye gereksinmesi varsa cumhuriyeti oraya bükme hedefinden vazgeçmeyecektir.
Seçimden seçime anımsanan halk siyasetten uzak tutulurken cumhuriyetten de uzak tutuluyor. Kutlamalar halkın cumhuriyetine yetmiyor.
Cumhuriyetin ilke ve değerleri için savaşım sınıfsaldır. Emekçilerin cumhuriyeti için savaşımla özdeşleşerek, cumhuriyetçilerin ilkesel bütünlüğüyle birlikte hedefe ulaşacaktır.