Fehim Taştekin: Kobani olaylarındakinden farklı bir hareket tarzı sürece yön veriyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

“Öcalan’a özgürlük” Kürt hareketinin bütün katmanlarında kendini kilitlediği bir söylem olsa da pratikte Suriye’deki fiili kazanımları korumak tayin edici bir hedef.

Kobani olaylarındakinden farklı bir hareket tarzı sürece yön veriyor. İlkinde Türkiye’nin güvenlik kaygılarını artırarak Suriye’den uzak tutma taktiği güdüldü. “Kobani düşerse bütün sınırlar yanar” diyen ve serhildan çağrısı yapan bir karşı tehdit vardı. Suriye’de rejim yıkıldığında, Türkiye Şam’da sözü dinlenen aktör konumuna gelince, ABD de Heyet Tahrir el Şam’la (HTŞ) çalışmaya başlayınca Ankara’nın korkularını yatıştırmaya dönük bir yaklaşım öne çıktı.

Askeri seçenekleri öteleyecek şekilde sükunet ve suhulete biraz alan açmak, müzakerede zaman kazanmak elzem hale geliyor.

SDG ile HTŞ arasındaki 10 Mart anlaşması muğlak tanımlar ve boşluklar üzerinden taraflara oyunu yeniden kurma şansı tanıdı. Anlaşmadaki entegrasyon hedefinin hayata geçirilmesi için tanınan süre sene sonunda doluyor. SDG’nin askeri seçenekleri bertaraf edebilmek için müzakerenin olumlu gittiğine dair izlenim vermesi gerekiyor. Anlaşmayı hayata geçirmek isteyen taraf görüntüsü, ABD ile ilişkiler açısından da önemli. Çünkü ABD, Ankara’nın kaygılarını giderecek şekilde SDG ile HTŞ’yi Amerikan çıkarlarına uygun bir şekilde yeni düzene koşum atı yapma peşinde. Ve 10 Mart’ın sponsoru onlar.

PKK’nin sembolik silah yakmadan sonra zaten eylemsel olmayan silahlı güçlerini Türkiye’den çekmesi bütün bu hesaplardan bağımsız değil.

Bir yandan sürece bağlılık teyit ediliyor. Meclisteki komisyon toplantılarının somut adımlara yönelmesi ve ciddiyet kazanması için yeni bir buz kırıcı devreye sokuluyor. Diğer yandan Kürtlerle daha vaatkar bir ortaklığın Suriye’de Ankara’nın gardını biraz düşürebileceği düşünülüyor.

Erdoğan’ın da tahrik edici değil teskin edici yaklaşımlara ihtiyacı olabilir. Çünkü 2015’te ibreyi barıştan savaşa çeviren senaryoyu, 2025’te tekrarlamayı zorlu hatta imkansız kılan faktörler devrede.

Askeri maceraları temellendireceği argümanlar bağlamlarını yitirdi.

Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’ı memnun etmenin ikili ilişkilerdeki kılçıkları ayıklamanın ötesinde, Suriye’de de karşılık üreteceğini düşünüyor.

Ayrıca İsrail’in Kürtlere el atacağına dair senaryodan uzaklaşılması Ankara için önem arz ediyor.

Mesela Washington’ın Gazze planına verilen destek hem Trump’ın dost halkasında kalmaya hem de İsrail’i bir şekilde temin etmeye yarıyor. Buradan çıkan alt metin: Biz silahsızlanma, hükümetten uzaklaşma ve İsrail’in kısmi işgalini de içeren bir planı Hamas’a kabul ettirdik; siz de Suriye’de daha fazla ileri gitmeyin, hele hele Kürtlere el atmayın!

Yeni koşullar karşısında fiili özerk yapıyı toptan çökertmeden belli düzeyde bir şeyleri kabul etmeye doğru kalibre edilmiş bir hedef setinden söz edilebilir.

Fehim Taştekin’in yazısı