İstanbul başsavcılığının ‘casusluk’ soruşturmasında savcılıkta ifade veren tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bu suç sebebiyle davet edilmem benim bütün hayatıma hakarettir, benim nazarında casusluk vatan hainliğiyle eşdeğerdir” dedi.

24 Ekim’de İstanbul başsavcılığı İmamoğlu, TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ve İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan hakkında ‘casusluk’ soruşturması başlatmıştı.
Başsavcılık 4 Temmuz’da ‘casusluk’ suçlamasıyla tutuklanan Hüseyin Gün’e ait dijital materyallerin incelendiğini bildirmiş, Gün’ün dijital materyallerinde sivil kişilerin ya da şirketlerin temin etmesinin mümkün olmayacağı askeri mühimmat ve silahlara ait fotoğraflara rastlandığı öne sürülmüştü.
Yanardağ sabah gözaltına alınmış, aynı günün akşamı TELE1’e Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nca (TMSF) kayyım atanmıştı. Dün (25 Ekim) de Yanardağ’ın gözaltı süresi 24 saat uzatılmıştı.
Hüseyin Gün etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebiyle verdiği ifadesinde ‘Piiq’ isimli bir firması olduğunu, bu şirkette eskiden ABD İstihbarat Servisi’nde çalışan Aaron isimli bir ortakla çalıştığını ve ‘İmamoğlu’nun seçim kampanyasına destek’ olduğunu iddia etmişti.
Soruşturmada İmamoğlu, Özkan, Yanardağ ve İBB odaklı ‘yolsuzluk’ operasyonlarının ikinci dalgasında tutuklanan İsttelkom AŞ Genel Müdürü Melih Geçek’in ifadesi alındı.
İmamoğlu’nun ifadesi şöyle:
‘Hüseyin Gün isimli şahsı tanımam’
* Dosya kapsamında benimle birlikte hakkında soruşturma yürütülen şahıslardan Merdan Yanardağ’ı gazeteci olması sebebiyle tanırım. Hatırladığım kadarıyla program yaptığı televizyon kanalına üç dört defa kendisini ziyaret etmiştim. Yine dosyada ki şüphelilerden Melih Geçek isimli şahsı tahminen 12 yıldır tanırım. Kendisi Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde geçmiş dönemde görevlerde bulunmuştur. Bilgi işlem konusunda deneyimli olduğunu bilirim. Hatırladığım kadarıyla en son İSTELCOM iştirakinde Genel Müdürlük yapmaktaydı. Necati Özkan isimli şahıs ise katılmış olduğum 2014, 2019 ve 2024 yerel seçimlerinde siyasi kampanyalarımı yöneten ve aynı zamanda danışmanlığımı yapan şahıstır. Kendisini tahminen 12 yıldır tanırım. Kendisinin İBB bünyesinde resmi bir görevi bulunmamaktaydı.
* Dosyada şüpheli olarak bulunan sormuş olduğunuz diğer şahıs olan Hüseyin Gün isimli şahsıysa tanıdığımı hatırlamıyorum. Hakkında bu soruşturma kapsamında soruşturma başlatıldığını öğrendikten sonra medyaya düşen bu şahsın ve yanında bulunan kadın bir şahsın benimle olan fotoğrafımın avukatlarım tarafından bana gösterilmesinden sonra da Hüseyin Gün ismi şahsı tekraren anımsayamadım, fakat söz konusu ziyareti hatırladım.
* Hatırladığım kadarıyla bu ziyaret 2019 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçildikten sonra tebrik amaçlı yapılmış bir ziyaretti. Fakat her ne kadar ziyareti hatırlasam da fotoğrafta bulunan kadın şahsın ismini hatırlamıyorum, ama sadece bu kadının şık giyimli ve adeta evlat yaklaşımlı bir kadın olduğunu hatırlıyorum. Bu hatırladığım anekdot haricinde belirttiğim üzere Hüseyin Gün isimli şahsı tanımam.
‘WİCKR ME isimli mesajlaşma programını ilk defa duydum’
* Sormuş olduğunuz WİCKR ME isimli mesajlaşma programını ilk defa duydum. Dolayısıyla bu programda üyeliğim daha önce hiçbir şekilde olmamıştır.
* Belirttiğiniz tespitlerde BLUESTAR81 kullanıcı isimli şahıs olduğunu iddia ettiğiniz Necati Özkan ve JUPİTER1881 kullanıcı isimli Hüseyin Gün olduğunu iddia ettiğiniz şahıslar arasında gerçekleşen yazışma içeriklerindeki “Mr Mayor, İmamoğlu, Başkan, Başkan bey, Ekrem Başkan” şeklinde yapılan yazışmalarda ki kastedilen şahsın ben olup olmadığımı bilmiyorum. Ama tahminimce Ekrem İmamoğlu ismi ile kastedilen ben olabilirim fakat bu yazışmalar ile bir ilgim yoktur, adıma bu şekilde yapıldığı iddia edilen yazışmalarla alakalı hiçbir şekilde bilgim yoktur.
* Yazışmalarda geçen sorduğunuz ‘150 bin kişilik dijital ordu’ şeklinde ki ibareyle ne kastedildiğini bilmiyorum. Ama tahminimce İstanbul gönüllüleri kastedilmiş olabilir ama daha önceden de belirttiğim gibi okuduğunuz tüm yazışmalarla alakalı bilgim bulunmamaktadır.
* Benim öncelikle belirttiğim gibi söz konusu Hüseyin Gün ile Necati Özkan arasındaki yazışma içeriklerinden hiçbir şekilde bilgim yoktur. Söylemiş olduğunuz tarihlerden ve yazışma içeriklerinden anladığım kadarıyla Necati Özkan ile Hüseyin Gün arasındaki iddia edilen temas, Hüseyin GÜN’ün “Mayıs sonu Haziran başı” şeklindeki ifadesi ile seçimden 15-20 gün öncesine dayanmaktadır. Dolayısıyla 15-20 günlük bir temas ile benim seçim kampanyama ne şekilde katkının verildiği ya da tanımadığım Aaron Barr isimli şahıs ile Hüseyin GÜN’ün iddia ettiği temas kurularak seçim kampanyama verildiği söylenen katkı ile alakalı benim o dönemlerde yoğun bir seçim trafiği de yaşadığım göz önüne alınarak bilmem ve ilgilenmem mümkün değildir. Dolayısıyla söz konusu ifade içeriği ile alakalı diyecek bir hususum yoktur. İlgilenmiyorum.
* Aynı zamanda Hüseyin Gün isimli şahsın manevi annesi olarak belirttiği şahıs ile beni ziyareti sonrasında benim kendisine iddia edildiği haliyle kampanya sürecindeki yardımları için teşekkür ettiğime dair hususu da şu an hatırlamıyorum. Çünkü o dönem başkan seçildiğim için çok sayıda insana teşekkür etmişimdir. Kendisini destek sunduğunu söylemiş ise nezaketen teşekkür etmişimdir.
‘Hayatımda duyduğum en saçma beyanlar’
* Bahse konu Hüseyin Gün tarafından verilen beyanlar hayatımda duyduğum adeta en saçma yorumlardan ibaret beyanlardır.
* Yukarıda da belirttiğim üzere 2019 Haziran başında Necati Özkan ile tanıştığını anladığım ve iddia ettiği şekliyle seçim kampanyama yardım ettiğini belirten şahsın 15 gün içinde bütün kampanyamı yönlendirmesi ve etkilemesi kesinlikle akla mantığa uygun değildir. Çünkü ben o dönem yedi aylık bir seçim kampanyası gerçekleştirmiştim. Bütün kampanya süremin adeta çöpe atılarak sadece 15 güne indirmesi hayatın olağan akışına uygun değildir.
* Altı yaşında Kuran-ı Kerim okumayı bilen bir şahıs olarak, CIA çalışanı olduğu belirtilen Aarron Barr isimli şahsın bana muhafazakarlara nasıl davranmamla alakalı tavsiyelerde bulunması akla mantığa uygun değildir. Dolayısıyla söz konusu beyanlarla alakalı diyecek bir şeyim yoktur.
‘Casusluk suçlaması benim bütün hayatıma hakarettir’
* Belirtilen hususlar ile alakalı bilgim yoktur. Sonuç olarak soruşturma dosyası kapsamında casusluk suçu iddia edilerek bu suç sebebiyle davet edilmem benim bütün hayatıma hakarettir. Benim nazarında casusluk vatan hainliğiyle eşdeğerdir. Dolayısıyla söz konusu dosya nazara alınarak hakkımda yürütülen casusluk kapsamındaki hiçbir suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum.
* Bu dosyanın oluşumunda veya yürütülmesinde yer alanlarla alakalı hukuki haklarımı kullanacağım. Öncelikle şahsın başsavcılıkta alınan ifadesinde Necati Özkan’la 31 Mart 2019 – 23 Haziran 2019 tarihleri arasında iddia ettiği haliyle benim seçim sürecimde yer aldığını belirtmişse de, kolluk beyanında Necati Özkan ile 2019 yılı ilk seçimlerin iptali sonrası Mayıs sonu ya da Haziran başlarında tanıdığını belirttiği, dolayısıyla her iki ifadesi arasında çelişkiler bulunduğu ve yönlendirilmiş bir şekilde kasıtlı olarak ifade verdiği tarafımca anlaşıldığından başsavcılık ifadesinde vermiş olduğu ifadeyi de kesinlikle kabul etmiyorum.
* Benim ne istihbarat örgütleriyle, istihbarat örgütlerinin çalışanlarıyla hiçbir şekilde bilgim alakam olamaz. Üzerime atılı suçlamaları yukarıda da belirttiğim üzere kabul etmiyorum.
* İkinci ifadeyi de incelediğimde absürt bir suç isnadı olduğunu düşünüyorum. Komplo teorisi ile karşı karşıya olduğumu düşünüyorum. Roma’yı benim yaktığım daha gerçekçidir.