Antik kent Sagalassos'un yeni sürprizleri: Men, Hermes ve Tutu

MESUDE DEMİR

@mesudedemirr

Burdur Ağlasun’daki antik kent Sagalassos kazıldıkça yeni ‘sürprizler’le karşılaşılıyor. Kazı ekibinin son keşfi; ay tanrısı Men ve haberci tanrı Hermes’e ait iki gerçek boyutlu mermer heykel ile sfenks tanrı Tutu’nun figürü oldu.

Ay Tanrısı Men

Aygaz 20 yıldır destek verdiği Sagalassos Arkeolojik Araştırma Projesi’ni yerinde göstermek üzere gazetecileri davet etti.

Önceki kazı başkanı KU Leuven Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Jeroen Poblome, yeni kazı başkanı Bilkent Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Peter Talloen, Koç Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Inge Uytterhoeven kazı alanlarını gezdirerek buluntular ve UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’ndeki kentin yaşamıyla ilgili bulguları paylaştılar.

Soldan sağa:  Prof. Dr. Inge Uytterhoeven, Prof. Dr. Peter Talloen, Melih Poyraz, Prof. Dr. Jeroen Poblome

2024’de Gymnasium’un batı portikosunda (üstü örtülü, önü sütunlu açık galeri) ön restitüsyon (ilk yapıldığı halin modellenmesi) çalışmaları tamamlandı. Sokak Çeşmesi’nde ise kazılar ilerletilerek çökmüş mimari parçaların belgelenmesi yapıldı. Bu çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte ziyaretçiler, artık antik kentin özgün yollarını kullanarak Yukarı Agora’ya ulaşabilecek.

Afyon mermeri levhada bir Mısır tanrısı

Son çalışmalarda ulaşılan buluntulardan biri, 2004’de Hamam-Gymnasion’un kuzey frigidariumunda (soğuk mekân) bulunan kabartma bezemeli mermer levhaların yeniden incelenmesiyle ortaya çıktı.

Bu parçalar, ince mermer kaplamalar üzerine kazıma tekniğiyle işlenmiş. Mısırlılaştırılmış duvar dekorasyonun parçaları. Sahnede yatay taşın üzerinde duran sfenks-tanrı Tutu hâkim. Bütünün ikonografisi, ilahi krallık ve koruyucu güçler temasını vurguluyor. Kompozisyonda Tutu bir muhafız tanrı olarak, Horus kraliyet otoritesinin cisimleşmiş hâli olarak ve Sobek Nil’in gücünün bir tezahürü ve Tutu’nun bir müttefiki olarak yer alıyor.

Sfenks tanrı Tutu’nun betimlendiği mermer levha.

Prof. Dr. Talloen levhaların Afyon mermerinden yapıldığını belirterek, “Sfenks tanrıyı dekorasyon amaçlı çizmişler. Böyle bir ikonografinin Mısır dışındaki örnekleri bilinmiyor. Bu sahne Nil ülkesi dışında Mısır tanrılarına adanmış kutsal mekânlardaki dekorasyon programına benzersiz bir ışık tutuyor” dedi.

Sfenks tanrı Tutu’nun başlığı

Toros dağları yamaçlarında, denizden 100 kilometre uzaklıktaki bir kentte Mısır sanatı örneklerine rastlamak sürpriz mi? Roma dönemindeki ticari yollar bunu mümkün kılmış.  Sagalassosluların Mısırla ticaret yapmışlar. Seramik, tarım ürünleri, şarap satmış örneğin kedi balığı almışlar. Talloen, “Ürünler gibi insanlar gitmiş ve Mısır’dan fikirler de almış. Sagalassoslular Mısır tanrılarına tapınmıyorlar. Sadece dekorasyon amaçlı taşımışlar” dedi.

Nadir bulunan ay tanrısı Men’in gövdesi çıktı

Bir diğer önemli keşifse, Güneydoğu Caddesi’nin Yukarı Agora’ya ulaştığı kavşakta yer alan bir çeşmenin yakın zamanda yapılan kazılarından geldi. Tanrılar Men’e ve Hermes’e ait olmak üzere iki adet mermer heykel bulundu.

Men ve Hermes heykelleri

Çeşmenin önünde bulunan Men heykeli, omuzlarının arkasındaki hilal ve tunik, pantolon, pelerin ile Frig başlığı gibi doğulu kıyafetleriyle tanınan Anadolu’nun ay tanrısını betimliyor. Yüksek nitelikli bir Dokimeion atölyesinde üretilmesi ve şehrin önemli bir çeşmesinde sergilenmesi, heykelin dini, estetik ve kamusal önemini vurguluyor.

Stil analizi, bu eseri İ.S. 2’inci yüzyılın ortalarına veya sonlarına tarihliyor. Prof. Dr. Uytterhoeven, “Sagalassos Men’i, bu tanrının günümüze ulaşmış en eski tam boy mermer tasviri. Men heykelleri nadiren bulunuyor. Afyon Müzesi’nde bir tane var. Görmek için hepimiz tek tek oraya gittik. O çok daha küçük” dedi. Heykelin başı henüz bulunamadı. Profesör depremlerin etkisiyle bedenden koptuğunu, kazıların devamında rastlayabileceklerini söyledi.

Hermes’i Hıristiyanlar ‘giydirmiş’

Atletlerin ve gençlerin koruyucusu da olan Hermes heykeliyse çeşmenin hemen arkasındaki Gymnasion’da (kentin eğitim merkezi) bulundu. Hermes heykelleri çıplak oluyor. Buluntunun yüzeyinde ise Hristiyanlık döneminde değişikler yapılmış ve giydirilmiş. Uzmanlar İ.S. 2’inci yüzyılın ortalarına veya sonlarına tarihliyor.

Men ve Hermes heykelleri birlikte hem yerel kült geleneklerini hem de daha geniş Greko-Romen heykel tiplerinin Sagalassos’un kentsel ve dini dokusuna nasıl entegre edildiğini yansıtıyor.

Uytterhoeven bu sene yeni kazı alanında üç heykel parçası daha bulduklarını da sözlerine ekledi: “Hala parça çıkıyor. Hangi heykele ait olduğuna bilmiyoruz. Umarız ki önümüzdeki kazılarda parçaları tamamlayabiliriz. Bunlardan yeni heykeller çıkabilir.”

Çok büyük bir ekip çalışıyor

İlk yerleşim izleri 12 bin yıl öncesine dayanan Sagalassos, Antik Çağ’da Pisidya olarak bilinen bölgenin merkeziydi.

Türkiye’nin en iyi korunmuş antik kentlerinden biri olan Sagalassos’u kazan ekipte, farklı ülkelerden gelen öğrenciler, stajyerler, genç ve kıdemli araştırmacılar birlikte çalışıyor.

Ekipte arkeologların yanı sıra mimar, mühendis ve konservatörlerin yanı sıra, seramik, cam, kemik, sikke gibi farklı arkeolojik malzeme uzmanları, fotoğrafçılar, jeofizikçi ve topograflar, bilgisayar uzmanları, jeomorfolog, jeolog, antroholog, DNA uzmanları, biyolog, palinolog ve arkeozoologlar buluyor. Sagalossoslularla genetik akrabalıkları saptanan Ağlasunlular da destek veriyor.

2029’a kadar planlanan kazı çalışmaları programı kapsamında, Agora Gymnasiumu’nun restorasyonu ile Güneydoğu Caddesi ve caddenin sınırında bulunan Sokak Çeşmesi’nin anastilosis (yıkılmış antik yapıların özgün malzemeleriyle yapılması) çalışmaları hedefleniyor.

Önemli seramik merkezlerinden biri

Seramikler, kadın tokaları ve kaşık parçası.

Sagalassos Roma İmparatorluğu’nun beş önemli seramik üretim merkezinden biriydi. Büyük İskender’in M.Ö. 333’de tek bir saldırıyla ele geçirdiği kentle ilgili araştırmalar, başlarda mütevazi bir yerleşim yeri olsa da M.Ö. 200’lerden itibaren gelişen bir kente dönüştü ve geniş topraklara hakim oldu.  Roma İmparatorluğu’nun birleştirdiği uzak pazarlara ulaşarak zenginleşti. Geç Antik Çağ’ın politik ve ekonoljik tehditleriyle karşılayınca değişime ayak uydurmayı başardılar. Bizans döneminde kendi yerel ve özel ürünlerine odaklanan ken, ekonomik ve politik direncini korudu. Bölgenin merkezi olmaya devam etti.

Kent tarihi boyunca birçok deprem yaşadı. Ancak M.S. 7’inci yüzyılda meydana gelen kuvvetli bir depremle ciddi ölçüde yıkıldı. Deprem nüfusta önemli bir değişime sebep olmasa da Sagalassos sakinleri zarar gören yapıları onarmadıkları için büyük depremin ardından yerleşim küçüldü ve Arap akınlarının da etkisiyle surları içine çekildi. 1200’lerin başında Selçuklu Türklerinin Isparta ve Antalya’yı aldığı yıllarda kentin İskender Tepesi’ndeki son kalesi de düştü. Son araştırmalara göre, kalan nüfusu 13’üncü yüzyılın ilk yarısında toplu  olarak yöreyi terk etti.

Uluslararası konsorsiyum kazıyor

Antoninler Çeşmesi

2024 yılından itibaren Koç, Bilkent, KU Leuven ve Brüksel Vrije üniversitelerinin oluşturduğu uluslararası konsorsiyumla yürütülen projede, Agora Gymnasiumu ve Güneydoğu Caddesi ile Sokak Çeşmesi restorasyon çalışmaları hızla ilerliyor.

Sagalassos kazıları, 2024-2029 yılları boyunca Koç, Bilkent, KU Leuven ve Brüksel Vrije üniversitelerinin yer aldığı uluslararası bir konsorsiyum tarafından yürütülecek. İlgili konsorsiyum Bilkent Üniversitesi’nin Türk Kazı Başkanlığıyla birlikte çalışacak. Aygaz, yeni dönemde de projenin en önemli destekçileri arasında yer almayı sürdürecek.  Aygaz Genel Müdürü Melih Poyraz, “20 yıldır, antik kentin, tarihin derinliklerinden adeta iğneyle kuyu kazılarak, binbir emekle ortaya çıkarılmasına tanık olmanın heyecanını yaşıyoruz” dedi.