Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
19 Mart krizi, en karamsar iktisatçıların beklediklerinden bile daha ağır tahribat yarattı. Çıkan son veriler bunu ispatlıyor. Rezervlerdeki 60 milyar dolar erime, faizlerde 7 puan civarında artış yaşandı ama yine de döviz talebi durmadı.
Ekonomi yönetimi bu yıl gevşek bıraktığı kurları, 19 Mart’tan sonra, yeterince tutamaz oldu. Nisandaki kur artışı sepet bazında yüzde 6’ya yaklaştı. Mevcut kurlar ay sonuna kadar aynen korunsa bile, mayısta ortalama kur artışı yüzde 2’nin üzerinde olacak. Kaldı ki kurlardaki artış devam ediyor.
Kurlara yeterince hakim olunamayıştaki temel neden; döviz rezervlerindeki büyük erime. Net rezervler sıfıra doğru gerilerken, hem yabancı çıkışı, hem içerideki döviz talebinin durmadığı gözleniyor. Rezervi daha fazla eritmemek için Merkez Bankası da kurlarda istediğinin üstünde artışlara izin vermek zorunda kalıyor.
Merkez Bankası’nın bunu istemediğini ama mecbur kaldığını biliyoruz. Çünkü 19 Mart’ın ardından Merkez Bankası Başkanı, enflasyonla mücadele için kurların reel olarak değerlendirileceğini söylemişti ama bunu yapamıyor.