Çarpmadan sonra Cihantimur’un aracı yol kenarındaki su kanalına düştü. Yolda iki yaralı yerde yatıyordu. Biri Z.H.D.’ye cep telefonunu vererek, “Başıma bakar mısın?” dedi. Z.H.D., telefonun ışığıyla yaralının başını kontrol etti. Cihantimur “Aracın altında biri var” diye bağırdı. Bir araçtan inenler yaralıları çıkardı. Uçurumda iki yaralının daha olduğu işitildi. Yaralılardan biri “Arkadaşım Oğuz’a bakın” dedi. D.O.Ö., anlatıyor: “O esnada kimin aradığını bilmiyorum, 122’yi aradılar.” Kendileri değil, bir tanık aramıştı. Cihantimur, 112’yi arayacağına, arkadaşı D.O.Ö.’nün telefonu ile annesini ve özel şoförünü aradı. Anne Eylem Tok, 10 dakikada geldi. Yaralılarla ilgilenmeden, oğlu ve iki arkadaşını alıp hızla uzaklaştı. D.O.Ö.’yü Kemer Counrty girişinde indirdi. Kapıda kazaya karışan Z.H.D. ve K.A. adlı gençler bekliyordu. Z.H.D.’nin elinde “Kafama bakar mısın?” diyen yaralının telefonu vardı. Z.H.D. “Yaralı telefonunu verip başına bakmamı istedi. Başına ışık tutum. O anki dalgınlıkla telefonu cebime koydum” şeklinde konuşuyor. Z.H.D., işte bu telefonla Kemer Country’e gelmişti. “Telefonu olay yerine bırakmamız gerek” dedi. Z.H.D.: “Bu esnada K.A. olay yerine gitmek taksiye binmişti. Telefonu ona verdim. Böyle bir sorumluluğu taşıyamayacağını söyledi, telefonu duvarın üzerine bıraktı. Güvenlik telefonu aldı.” Görevli H.A., ifadesinde, telefonunun kazaya karışanlara ait olduğunu öğrenince “Polis merkezine bırakın” dediğini söylüyor. Bunun üzerine D.O.Ö.’nün babası “Polisi karıştırmayın” dedi. O an Eylem Tok, siteye girdi. “Telefonu verin, sahibini tanıyorum” dedi. H.A., telefonu Tok’a teslim etti. İşte bu telefon, firardan sonra Tok’un aracında bulundu. Ondan başka bir telefon daha kayıp…